Bir davada, taraflardan birinin sunduğu delil listesinde yer alan bir tanığın dinlenmesinden, mahkeme HMK m. 241'e dayanarak, 'ispat edilmek istenen husus hakkında yeter derecede bilgi edinildiği' gerekçesiyle vazgeçmiştir. Bu kararın hukuka uygunluğunun denetlenebilmesi için, kararın gerekçesinde hangi unsurların bulunması zorunludur? Mahkemenin soyut bir gerekçeyle tanık dinlemekten vazgeçmesi mümkün müdür?
Mahkemenin HMK m. 241'e dayanarak bir tanığı dinlemekten vazgeçmesi, takdir hakkı kapsamında olsa da bu hak sınırsız ve keyfi değildir. Bu kararın hukuka uygun sayılabilmesi ve üst mahkemelerce denetlenebilmesi için, ara kararının gerekçeli olması gerekir. Gerekçede şu unsurlar bulunmalıdır: 1) Dinlenilmesinden vazgeçilen tanığın, hangi konkre vakıanın ispatı için gösterildiği belirtilmelidir. 2) Bu vakıa hakkında daha önce dinlenen hangi tanıkların beyanlarıyla veya dosyaya sunulan hangi delillerle 'yeter derecede bilgi edinildiği' somut olarak açıklanmalıdır. 3) Neden bu tanığın dinlenilmesinin artık sonuca bir etkisinin olmayacağı ve yargılamayı gereksiz yere uzatacağı hususu mantıksal bir çerçevede izah edilmelidir. Mahkemenin, 'yeterli kanaat oluştuğundan' veya 'dosya kapsamına göre' gibi soyut ve genel ifadelerle tanık dinleme talebini reddetmesi, savunma hakkını (HMK m. 27) kısıtlayan ve gerekçeli karar hakkını (Anayasa m. 141) ihlal eden bir durumdur. Davalı kadının af savunması ve dayandığı diğer vakıaların ispatı için gösterdiği tanıkların dinlenmemesinin bozma nedeni sayıldığı Yargıtay 2. HD, 2016/18943 E., 2018/7979 K. sayılı karar bu duruma iyi bir örnektir.