Dava, el atmanın önlenmesi talebiyle açılmış, ancak yargılama sırasında davalı, taşınmazın mülkiyetinin kendisine ait olduğunu ileri sürerek bir karşı dava açmıştır. Mahkeme, asıl davayı kabul ederek el atmanın önlenmesine karar vermiştir. Bu kararın icraya konulabilmesi için kesinleşmesi gerekir mi? Taşınmazın 'aynının ihtilaflı' hale gelmesinin, hükmün icrasına etkisini Hukuk Genel Kurulu'nun 2012/780 K. sayılı kararındaki tartışmaları da dikkate alarak açıklayınız.
Evet, bu kararın icraya konulabilmesi için kesinleşmesi gerekir. Kural olarak, el atmanın önlenmesi kararları, şahsi hakka veya zilyetliğe dayalı ise kesinleşmeden icra edilebilir. Ancak Hukuk Genel Kurulu'nun 2012/780 K. sayılı kararında da tartışıldığı üzere, davanın temelinde bir mülkiyet hakkı iddiası yatıyorsa ve özellikle davalı da mülkiyet iddiasıyla bir savunma yapmış veya karşı dava açmışsa, taşınmazın 'aynı' (mülkiyeti) ihtilaflı hale gelmiş demektir. HUMK m. 443/4 (şimdi HMK m. 367/2) uyarınca, taşınmazın aynına ilişkin ilamlar kesinleşmeden icra edilemez. Somut olayda, davalının mülkiyet iddiası ve açtığı karşı dava, uyuşmazlığın basit bir el atma olmaktan çıkıp, bir mülkiyet çekişmesine dönüştüğünü göstermektedir. Bu durumda mahkemenin vereceği el atmanın önlenmesi kararı, esasen mülkiyetin kime ait olduğu yönündeki tespitin bir sonucudur. Dolayısıyla, bu karar taşınmazın aynına ilişkin bir karar niteliği kazanır ve icra edilebilmesi için istinaf ve temyiz yollarının tüketilerek kesinleşmesi beklenmelidir. Kararın fer'isi niteliğindeki yargılama giderleri ve vekalet ücreti de aynı kurala tabidir.