Bir şirketin, Emlak Konut GYO ile arasındaki 'arsa satışı karşılığı gelir paylaşımı' sözleşmesi, şirketin yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle Emlak Konut tarafından feshedilmiştir. Fesihten sonra Emlak Konut yetkilileri, şantiyeye vaziyet etmek (el koymak) amacıyla polis refakatinde inşaat alanına gitmiş, ancak yüklenici firma elemanları tarafından engellenmişlerdir. Bu olayda, Emlak Konut yetkililerinin eyleminin, TCK m. 117/1'deki iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunu oluşturup oluşturmayacağını, 'eylemin hukuka uygunluğu' ve 'suç kastı' unsurları açısından YCGK'nın 2017/498 sayılı kararı çerçevesinde analiz ediniz.
Bu eylem, TCK m. 117/1'deki suçu oluşturmaz. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2017/498 sayılı kararında da benzer bir olay incelenmiş ve beraat sonucuna varılmıştır. Suçun oluşabilmesi için fiilin 'hukuka aykırı' olması ve 'iş ve çalışma hürriyetini ihlal kastıyla' işlenmesi gerekir. Somut olayda: 1) Eylemin Hukuka Uygunluğu: Taraflar arasındaki sözleşme, yüklenicinin kusuru nedeniyle haklı olarak feshedilmiştir. Fesihten sonra yüklenicinin şantiyede kalmaya devam etmesi haksız bir durum yaratır. Emlak Konut yetkilileri, sözleşmenin kendilerine tanıdığı 'şantiyeye vaziyet etme' hakkını kullanmak amacıyla hareket etmektedirler. Feshin geçersizliğine dair bir mahkeme kararı veya ihtiyati tedbir de bulunmadığından, eylemleri hukuka uygun bir hak kullanımına dayanmaktadır. Bu nedenle, TCK m. 117/1'in 'hukuka aykırı davranış' unsuru gerçekleşmemiştir. 2) Suç Kastı: Sanıkların amacı, orada çalışan işçilerin çalışmasını engellemek değil, sözleşmesel bir hak olan şantiyeye el koyma işlemini gerçekleştirmektir. Nitekim olay yeri tutanaklarında işçilerin çalışmalarına devam ettiği belirtilmiştir. Dolayısıyla, sanıkların iş ve çalışma hürriyetini ihlal etmeye yönelik özel bir kastla hareket ettikleri söylenemez. Bu nedenlerle suçun maddi ve manevi unsurları oluşmamıştır.