Dava dilekçesinde, davacının delil olarak sadece 'yemin' deliline dayandığını belirtmesi, daha sonra yargılama aşamasında tanık dinletme talebinde bulunmasına engel teşkil eder mi? Delillerin bildirilmesi ile ilgili HMK'daki 'somutlaştırma yükü' (HMK m. 194) bu durumu nasıl etkiler?
Davacının dava dilekçesinde sadece 'yemin' deliline dayanması, daha sonra tanık dinletme talebinde bulunmasına kural olarak engel teşkil eder. HMK, dilekçeler aşamasında tarafların iddia ve savunmalarını dayandırdıkları tüm delilleri belirtmelerini zorunlu kılar (HMK m. 119/1-f, m. 129/1-e). HMK m. 194'te düzenlenen 'somutlaştırma yükü' gereğince, taraflar dayandıkları delilleri ve her bir delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmek zorundadır. Dilekçesinde tanık deliline hiç dayanmayan bir taraf, sonradan tanık dinletemez. Bu durum 'savunmanın veya iddianın genişletilmesi yasağı' (HMK m. 141) kapsamına girer. Ancak bu kuralın istisnaları vardır: 1) Karşı tarafın açık muvafakati. 2) Islah yoluna başvurulması. 3) Yargılamanın seyrine göre yeni bir delil sunulmasının zorunlu hale gelmesi ve bunun tarafın kusurundan kaynaklanmaması. Bu istisnalar dışında, başlangıçta dayanılmayan tanık delili, sonradan ileri sürülemez. Sadece 'sair deliller' gibi genel bir ifade kullanmak da tanık dinletmek için yeterli değildir; 'tanık' deliline açıkça dayanılmış olması gerekir.