Davalının süresi içinde (HMK m. 127) cevap dilekçesi vermemesi, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını ikrar ettiği anlamına mı gelir? Bu durumun, basit yargılama usulü ile yazılı yargılama usulü arasındaki farkını da belirterek açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #65017

Hayır, cevap dilekçesi vermemek, davacının iddialarının ikrar edildiği anlamına gelmez. Bu durumun sonucu, uygulanan yargılama usulüne göre farklılık gösterir: 1) Yazılı Yargılama Usulünde (HMK m. 128): Süresi içinde cevap dilekçesi vermeyen davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını 'inkâr etmiş' sayılır. Bu, 'inkâr karinesi' olarak bilinir. Davalı, daha sonra (ikinci cevap dilekçesi verme hakkı olmadığından) kural olarak yeni bir savunma sebebi ve vakıa ileri süremez (savunmanın genişletilmesi yasağı). Ancak davacının iddialarını çürütmek için delil gösterebilir ve hukuki dinlenilme hakkı çerçevesinde yargılamaya katılabilir. 2) Basit Yargılama Usulünde (HMK m. 318): Bu usulde, davalı cevap dilekçesi vermezse, mahkeme, davalının yokluğunda davaya devam eder ve dosyaya sunulan delillere göre karar verir. Burada da bir ikrar söz konusu değildir. Davalı, duruşmaya katılırsa, savunmanın genişletilmesi yasağı daha esnek olduğu için, karşı tarafın muvafakati veya ıslah yoluna başvurmadan dahi, davanın seyrine göre savunma yapabilir. Özetle, her iki usulde de cevap vermemek ikrar anlamına gelmez; temel sonuç, davalının savunma imkanlarının kısıtlanmasıdır.