Bir davada davacı, delil olarak dayanmak istediği bir belgenin davalıda olduğunu ancak davalının bunu sunmaktan kaçındığını ileri sürmüştür. HMK, bu durumda mahkemeye ve davacıya hangi usuli imkanları tanımaktadır? Davalının belgeyi ibraz etmemesinin hukuki sonuçları nelerdir?
HMK, bu durumu 'Tarafların veya üçüncü kişilerin elindeki belgelerin ibrazı' başlığı altında özel olarak düzenlemiştir. Süreç şu şekilde işler: 1) İbraz Talebi: Davacı, delil olarak dayanacağı belgenin davalıda olduğunu belirterek, mahkemeden bu belgenin ibrazına karar verilmesini ister (HMK m. 219). 2) Mahkemenin Kararı: Mahkeme, ibrazı istenen belgenin davayla ilgili ve ispat için zorunlu olduğuna kanaat getirirse, davalıya bu belgeyi ibraz etmesi için kesin bir süre verir ve ibraz etmemenin sonuçlarını ihtar eder (HMK m. 220/1). 3) Davalının İtirazı: Davalı, belgeyi ibraz etmesinin ticari sırlarının veya özel hayatının gizliliğinin ihlaline neden olacağı gibi haklı bir gerekçesi varsa, süresi içinde mahkemeye itiraz edebilir. Mahkeme bu itirazı değerlendirir (HMK m. 220/2). 4) İbraz Etmemenin Sonuçları: Davalı, haklı bir gerekçe göstermeksizin ve mahkemenin ihtarına rağmen belgeyi ibraz etmezse, mahkeme, olayın özelliğine göre davacının o belgeye ilişkin beyanını kabul edebilir (HMK m. 220/3). Bu, ispat yükünün fiilen yer değiştirmesi anlamına gelen çok önemli bir yaptırımdır. Yani, davalının belgeyi sunmaması, davacının o belgenin kendi iddiasını doğruladığı yönündeki beyanının doğru kabul edilmesine yol açabilir. Bu durum, davalının dürüst davranma ve gerçeğin ortaya çıkmasına yardımcı olma yükümlülüğünün (HMK m. 29) bir gereğidir.