TCK m. 53/6'ya göre, taksirli bir suçtan mahkumiyet halinde mahkeme, sanığın mesleğini icra etmesini 3 aydan 3 yıla kadar yasaklayabilir. Bir inşaat mühendisi, proje hatası nedeniyle bir binanın çökmesine ve insanların yaralanmasına sebep olmuş ve taksirle yaralama suçundan mahkum olmuştur. Mahkeme, bu mühendisin 'inşaat mühendisliği' mesleğini icrasını yasaklarken, aynı zamanda 'müteahhitlik yapmasını' da yasaklayabilir mi? Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2017/3013 K. sayılı kararındaki 'ruhsatnameye bağlı meslek' ayrımını açıklayınız.
Mahkeme, sanığın 'inşaat mühendisliği' mesleğini icrasını yasaklayabilir, ancak 'müteahhitlik yapmasını' yasaklayamaz. TCK m. 53/6'da düzenlenen tedbirin konusu 'belli bir meslek veya sanat'tır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, bu fıkra kapsamında icrası yasaklanabilecek meslek veya sanatların, belirli bir ruhsatnameye, izne veya yeterlilik belgesine bağlı olarak yürütülen, özel bir eğitim ve uzmanlık gerektiren meslekler olması gerekir. İnşaat mühendisliği, doktorluk, avukatlık gibi meslekler bu niteliktedir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2017/3013 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, 'müteahhitlik' ise bu anlamda ruhsatnameye bağlı bir meslek veya sanat olarak kabul edilmemektedir. Müteahhitlik, daha çok ticari bir faaliyet olarak görülmektedir. Dolayısıyla, sanığın işlediği suç, mühendislik mesleğinin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğünün ihlalinden kaynaklandığı için, mahkeme sadece ruhsatnameye tabi olan mühendislik mesleğinin icrasını yasaklayabilir. Sanığın ticari bir faaliyet olan müteahhitlik yapmasını yasaklaması, çalışma ve teşebbüs hürriyetine orantısız bir müdahale olur ve kanunun amacını aşar.