Bir miting sırasında yapılan konuşmada, belirli bir siyasi partiye oy veren seçmenler 'vatan haini' ve 'ülkenin beka sorunu' olarak nitelendirilmiştir. Bu ifadenin TCK m. 216 kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini, fıkrada sayılan 'sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge' farklılıkları kategorilerinin kıyasen genişletilip genişletilemeyeceği ilkesi çerçevesinde tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #65014

Bu ifadenin TCK m. 216 kapsamında cezalandırılması hukuken oldukça sorunludur. TCK m. 216/1, halkı kin ve düşmanlığa tahrikin, fıkrada sınırlı (tahdidi) olarak sayılan 'sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığına dayanarak' işlenmesini aramaktadır. Ceza hukukunun temel ilkelerinden olan 'kanunilik' (TCK m. 2) ve bunun bir sonucu olan 'kıyas yasağı', suç ve ceza içeren normların genişletici bir yoruma tabi tutulmasını engeller. 'Siyasi görüş' veya 'belirli bir partiye mensubiyet', kanun metninde sayılan bu kategoriler arasında yer almamaktadır. Dolayısıyla, siyasi görüş farklılığına dayanarak yapılan tahrik edici veya aşağılayıcı söylemlerin, bu kategorilere kıyasen dahil edilerek TCK m. 216 kapsamında cezalandırılması kanunilik ilkesine aykırı olacaktır. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/3583 K. sayılı kararında da, 'siyasi görüş ya da belli bir olay karşısındaki düşünce farklılıklarının sayılan özellikler arasında bulunmaması' nedeniyle, Gezi eylemlerine katılanlara yönelik kışkırtıcı paylaşımların TCK m. 216'yı değil, koşulları varsa TCK m. 214'teki 'suç işlemeye tahrik' suçunu oluşturabileceği belirtilmiştir. Sonuç olarak, söz konusu ifade ne kadar sert ve kutuplaştırıcı olursa olsun, TCK m. 216'nın aradığı tipiklik unsurunu taşımadığı için bu maddeden cezalandırılamaz. Eylem, koşulları varsa hakaret gibi başka suçları oluşturabilir.