Boşanma davasında, tarafların müşterek çocuğunun velayetinin kime verileceği konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. Hakim, çocuğun üstün yararını gözeterek, bu konuda uzman görüşü almak üzere bir pedagog veya sosyal hizmet uzmanını bilirkişi olarak atayabilir mi? Bu durumda HMK'daki bilirkişi incelemesine ilişkin hükümler mi (HMK m. 266 vd.), yoksa TMK'da ve ilgili özel kanunlarda yer alan 'uzman görüşü'ne ilişkin düzenlemeler mi öncelikle uygulanır? İki kavram arasındaki farkı açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #65012

Evet, hâkim velayet konusunda uzman görüşüne başvurabilir ve bu, çocuğun üstün yararının tespiti için sıklıkla başvurulan bir yoldur. Ancak burada başvurulan mekanizma, HMK'daki klasik 'bilirkişilik' kurumundan (HMK m. 266 vd.) farklılıklar arz eder. Aile mahkemelerinin kuruluşuna ilişkin 4787 sayılı Kanun ve TMK'nın ruhu, bu mahkemelerde psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı gibi uzmanların sürekli olarak görev yapmasını ve hâkime yardımcı olmasını öngörür. Bu uzmanların hazırladığı raporlar, teknik bir konuda (örn. bir imzanın sahteliği) görüş bildiren bilirkişi raporundan ziyade, davanın esasına ilişkin sosyal ve psikolojik bir değerlendirme içeren 'uzman görüşü' veya 'sosyal inceleme raporu' (SİR) niteliğindedir. HMK m. 293'te düzenlenen 'uzman görüşü' kavramı da tarafların kendi seçtikleri uzmanlardan rapor almasını ifade ederken, mahkemenin re'sen görevlendirdiği bu uzmanların raporu daha çok davanın aydınlatılmasına yönelik özel bir delil niteliğindedir. Temel fark şudur: Bilirkişi, hâkimin hukuki bilgisi dışında kalan teknik bir konuda görüş bildirirken; aile hukukundaki uzman, çocuğun sosyal çevresi, ebeveynlerle ilişkisi, psikolojik durumu gibi davanın esasına etki eden ve hâkimin takdir hakkını kullanmasına yardımcı olan sosyal ve psikolojik olguları tespit eder. Bu raporlar hâkimi bağlamaz ancak kararda önemli birer ölçüt olarak dikkate alınır.