Hakaret suçundan yargılanan sanık hakkında ceza mahkemesi mahkumiyet kararı vermiş ve bu karar kesinleşmiştir. Mağdur, aynı hakaret eylemine dayanarak hukuk mahkemesinde manevi tazminat davası açmıştır. Hukuk hakimi, TBK m. 74 uyarınca ceza mahkemesinin mahkumiyet kararıyla ne ölçüde bağlıdır? Özellikle 'maddi olgu' kavramı bu bağlamda ne anlama gelmektedir? (Bkz. Yargıtay 4. HD, E. 2014/6921, K. 2015/2415)
TBK m. 74, hukuk hakiminin ceza hakiminin kusur değerlendirmesi ve zarar belirlemesiyle bağlı olmadığını belirtse de, Yargıtay'ın kökleşmiş içtihatlarına göre, ceza mahkemesinin kesinleşmiş mahkumiyet kararı ile tespit ettiği 'maddi olgular' hukuk hakimini bağlar. Maddi olgu, haksız fiilin (ve suçun) varlığına ilişkin temel unsurlardır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2015/2415 K. sayılı kararında da vurgulandığı gibi, hakaret eyleminin davalı tarafından gerçekleştirildiği yönündeki ceza mahkemesi tespiti, bir maddi olgudur ve hukuk hakimi açısından kesin delil niteliğindedir. Yani, hukuk hakimi, 'hakaret eylemi gerçekleşmemiştir' veya 'bu eylemi davalı yapmamıştır' diyerek ceza mahkemesinin mahkumiyet kararının tespit ettiği bu maddi olguyu yeniden tartışamaz. Hukuk hakiminin bağımsızlığı, bu maddi olgu temelinde, haksız fiilin diğer unsurlarının (özellikle zararın varlığı ve miktarı) değerlendirilmesi noktasında ortaya çıkar. Ceza mahkemesi sanığı hakaretten mahkum ettiyse, hukuk hakimi eylemin hukuka aykırılığını ve failini sabit kabul ederek, manevi tazminatın koşullarının oluşup oluşmadığını ve miktarını takdir etmekle yükümlüdür. Bu nedenle, mahkumiyet kararı varken, hukuk mahkemesinin 'kişilik haklarına saldırı yoktur' diyerek davayı reddetmesi hukuka aykırı olur.