Bir anonim şirketin, 670 sayılı KHK uyarınca tasfiye sürecine girmeden ticaret sicilinden re'sen silinmesi durumunda, şirketin kanuni temsilcisi, şirketin tüzel kişiliği devam ederken işlenen fiillerden kaynaklanan özel usulsüzlük cezalarından şahsen sorumlu tutulabilir mi? 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu m. 17/9 ve VUK m. 10'a 7103 sayılı Kanun'la eklenen fıkra bu durumu nasıl etkilemiştir? (Bkz. Danıştay 3. Daire - Karar : 2021/4742)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #65005

Bu konu, yasal düzenlemelerdeki değişikliklerle şekillenmiş karmaşık bir sorundur. Kural olarak, bir tüzel kişiliğin borçları için kanuni temsilcinin şahsen takibi, ancak amme alacağının tüzel kişilikten tahsil edilememesi veya edilemeyeceğinin anlaşılması halinde mümkündür (VUK m. 10). 5520 sayılı Kanun m. 17/9, 'tasfiye edilerek' tüzel kişiliği sona eren şirketlerin tasfiye öncesi dönem borçları için kanuni temsilcilerin sorumlu tutulabileceğini düzenlemiştir. Danıştay 3. Dairesi'nin 2021/4742 sayılı kararında, KHK ile 're'sen' silinmenin, kanunda aranan 'tasfiye' koşulunu karşılamadığı, bu nedenle bu hükme dayanılarak kanuni temsilciye gidilemeyeceği belirtilmiştir. Bu, o dönemdeki bir hukuki boşluğa işaret etmektedir. Ancak kararda da atıf yapıldığı üzere, bu boşluk daha sonra 7103 sayılı Kanun ile VUK m. 10'a eklenen bir fıkra ile giderilmiştir. Bu yeni fıkra, tüzel kişilerin veya tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin 'sona ermesi' halinde (tasfiye dışındaki sona erme hallerini de kapsayacak şekilde), sona erme öncesi dönemlere ilişkin vergi ve cezaların, kanuni temsilcilerden ve diğer sorumlulardan takip edilebileceğini düzenlemiştir. Dolayısıyla, 21.03.2018'de yürürlüğe giren bu değişiklik sonrasında, KHK ile re'sen sicilden silinen bir şirketin kanuni temsilcisi, şirketin önceki dönemlerine ait özel usulsüzlük cezalarından şahsen sorumlu tutulabilir.