Paylı mülkiyete tabi bir taşınmazda, paydaşlardan A, diğer paydaş B'nin payına karşılık olarak fiilen kullandığı bir yer olmamasına rağmen, taşınmazın bir bölümüne ev inşa ederek B'nin taşınmazdan yararlanmasını engellemektedir. B, el atmanın önlenmesi ve yıkım (kal) davası açmıştır. A ise, B'nin de taşınmazdan payı oranında yararlanabileceği bir alan bulunduğunu, bu nedenle davanın reddedilmesi gerektiğini savunmaktadır. Bu savunmanın hukuki geçerliliğini, paydaşlar arasındaki el atmanın önlenmesi davalarının niteliği açısından değerlendiriniz. (Bkz. Y8HD-K.2020/7172)
Bu savunma hukuken geçerli değildir. Paydaşlar arasında açılan el atmanın önlenmesi davalarında, davacının payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa, açacağı davanın dinlenme olanağı yoktur. Bu durumda paydaşın, sorunu taksim veya ortaklığın giderilmesi davasıyla çözmesi beklenir. Ancak somut olayda, davacı B'nin fiilen kullandığı bir yer bulunmamaktadır. Davalı A ise, ortak taşınmaz üzerine, diğer ortağın rızası olmaksızın ve taşınmazın niteliğini değiştirecek şekilde kalıcı bir yapı (ev) inşa etmiştir. Bu durum, TMK m. 691 uyarınca 'olağan yönetim işlerini aşan' ve paydaşların oybirliğiyle karar vermesini gerektiren önemli bir tasarruf işlemidir. Bir paydaşın, diğerinin rızası olmadan ortak mülke kalıcı ve tecavüz niteliğinde bir yapı yapması, açık bir el atmadır. Davacının taşınmazda kullanabileceği başka bir boş alanın bulunması, davalının haksız el atmasını ve tasarrufunu meşru kılmaz. Davacı, mülkiyet hakkına dayanarak bu haksız el atmanın önlenmesini ve rızası dışında yapılan yapının yıkımını (kal'ini) talep edebilir. (Bkz. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2019/1899 E., 2020/4186 K. kararı da bu yöndedir).