Bir ceza davasında, sanığın eyleminin haksız tahrik altında işlendiği kabul edilerek TCK m. 29 uyarınca cezasında indirim yapılmış ve bu karar kesinleşmiştir. Bu ceza davasına konu olan aynı fiil nedeniyle açılan manevi tazminat davasında, hukuk hakimi, ceza mahkemesinin 'haksız tahrik' tespitini dikkate almak zorunda mıdır? Bu tespitin, hükmedilecek manevi tazminat miktarı üzerindeki etkisi ne olmalıdır? (Bkz. Yargıtay 4. HD, E. 2017/4993, K. 2018/506)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #64998

Evet, hukuk hakimi ceza mahkemesinin 'haksız tahrik' tespitiyle bağlıdır. TBK m. 74 uyarınca hukuk hakimi, ceza mahkemesinin kusur ve zarar miktarına ilişkin değerlendirmesiyle bağlı değilse de, fiilin işleniş şekli ve maddi olgulara ilişkin tespitleriyle bağlıdır. Bir eylemin haksız bir fiile tepki olarak (haksız tahrik altında) işlenip işlenmediği, bir maddi olgu tespitidir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2018/506 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, 'davalıların müteveffaya yönelik eylemini haksız tahrik altında gerçekleştirdiği ceza dosyasında maddi vakıa olarak belirlendiğinden, hukuk hakimi de bu tespit ile bağlıdır.' Bu maddi olgu tespiti, hukuk davasında TBK m. 51 (kusurun belirlenmesi) ve m. 52 (tazminatın indirilmesi) kapsamında bir etki yaratır. Haksız fiile uğrayan kişinin (mağdurun) bu fiile kendi haksız bir davranışı ile sebep olması, bir müterafik kusur (birlikte kusur) halidir. Bu durumda hukuk hakimi, hükmedeceği manevi tazminat miktarında, ceza mahkemesindeki indirim oranıyla (örn. 1/4) birebir bağlı olmasa da, hakkaniyet gereği 'uygun bir indirim' yapmak zorundadır. Haksız tahrik olgusunu hiç dikkate almadan tazminatın tamamına hükmetmesi, hukuka aykırı olur.