Mahkeme, ön inceleme duruşmasında taraflara tanıklarını beş adetle sınırlı tutmaları yönünde bir ara karar oluşturmuş ve yargılama sonunda sadece beş tanığı dinleyerek hüküm kurmuştur. Delil listesinde sekiz tanık bildiren davalı, diğer tanıklarının da dinlenmesi talebinin reddedilmesinin savunma hakkını kısıtladığını ileri sürmektedir. Mahkemenin tanık sayısını bu şekilde sınırlaması, HMK m. 241'de düzenlenen 'geri kalanların dinlenilmemesine karar verme' yetkisi kapsamında mıdır? (Bkz. Yargıtay 2. HD, 2016/20521 E., 2018/8317 K.)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #64997

Mahkemenin tanık sayısını henüz tanıklar dinlenmeden, peşin olarak ve soyut bir şekilde sınırlaması usul ve yasaya aykırıdır ve savunma hakkını kısıtlar. HMK m. 241, mahkemeye, 'gösterilen tanıklardan bir kısmının tanıklığı ile ispat edilmek istenen husus hakkında yeter derecede bilgi edindiği takdirde, geri kalanların dinlenilmemesine karar verme' yetkisi tanır. Bu yetki, tanıklar dinlenmeye başladıktan sonra ve ispatlanmak istenen vakıanın yeterince aydınlandığı kanaatine varıldığında kullanılabilir bir yetkidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2018/8317 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, henüz tanıklar dinlenmeden ve hangi tanığın hangi vakıayı ne ölçüde aydınlatacağı bilinmeden, tanık sayısının baştan 'beş ile sınırlandırılması' HMK m. 241'in amacına aykırıdır ve adil yargılanma ilkesini (Anayasa m. 36) ihlal eder. Taraflar, dayandıkları vakıaları ispatlamak için diledikleri sayıda tanık gösterebilirler. Mahkeme ancak, dinlenen tanıkların beyanlarıyla davanın yeterince aydınlandığı sonucuna varırsa, aynı konuda dinlenecek diğer tanıkların dinlenmesinden sarfınazar edebilir. Bu yapılmadan verilen sınırlama kararı, hukuki dinlenilme hakkının (HMK m. 27) ihlalidir.