Haksız fiil teşkil eden bir eylem aynı zamanda ceza kanununa göre bir suç oluşturuyorsa, bu fiilden doğan tazminat davasının zamanaşımı nasıl belirlenir? TBK m. 72'de düzenlenen 'ceza davası zamanaşımı' süresinin uygulanabilmesinin koşulları nelerdir? Fail hakkında ceza davası açılmamış veya açılan davada beraat kararı verilmiş olması bu sürenin uygulanmasını etkiler mi?
Haksız fiilin aynı zamanda suç teşkil etmesi durumunda, tazminat davası için 'uzamış ceza zamanaşımı' süresi uygulanır. TBK m. 72/1 son cümle uyarınca, 'tazminat, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.' Bu sürenin uygulanabilmesi için üç temel koşul vardır: 1) Fiilin, objektif olarak bir suç teşkil etmesi gerekir. 2) Bu suç için ceza kanununda öngörülen dava zamanaşımı süresinin, TBK m. 72'deki temel zamanaşımı sürelerinden (fiil ve failin öğrenilmesinden itibaren 2 yıl ve her halde 10 yıl) daha uzun olması gerekir. 3) Uzamış zamanaşımı, TCK m. 66'da düzenlenen 'dava zamanaşımı' süresidir, ceza zamanaşımı (TCK m. 68) değildir. Fail hakkında ceza davası açılıp açılmaması veya mahkûm olup olmaması kural olarak önemli değildir; fiilin soyut olarak suç teşkil etmesi yeterlidir. Hukuk hakimi, fiilin suç niteliğini kendisi takdir eder. Ancak, Yargıtay'ın yerleşik görüşüne göre, fail hakkında açılan ceza davasında, fiili işlemediği maddi olarak tespit edilerek beraat kararı verilmişse, ortada suç teşkil eden bir fiil kalmayacağından uzamış ceza zamanaşımı uygulanamaz. (Bkz. `https://kadimhukuk.com.tr/makale/ceza-davasi-sonrasi-tazminat-davasi/` metnindeki açıklamalar ve Yargıtay 4. HD. 23.10.2000 tarihli kararına yapılan atıf).