Mahkeme, dava dilekçesini davalıya tebliğ etmeden ve dolayısıyla HMK m. 127'de öngörülen cevap süresini beklemeksizin, dosya üzerinden yaptığı inceleme ile 'görevsizlik' kararı verebilir mi? Mahkemenin 'dava şartlarını her aşamada kendiliğinden araştırma' yetkisi (HMK m. 115) ile davalının 'hukuki dinlenilme hakkı' (HMK m. 27) bu durumda nasıl bir çatışma içindedir? Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2017/1981 sayılı kararındaki çoğunluk ve karşı oy görüşlerini de dikkate alarak bu usuli sorunu analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #64979

Bu konu Yargıtay daireleri arasında farklı yorumlara neden olmuş önemli bir usuli sorundur. HMK m. 115, mahkemenin görev gibi dava şartlarını davanın her aşamasında re'sen araştıracağını belirtir. HMK m. 138 ise mahkemenin dava şartları hakkında dosya üzerinden karar verebileceğini düzenler. Bu hükümlere dayanan görüş (Yargıtay 15. HD kararındaki karşı oy gibi), mahkemenin tensip aşamasında dahi, dava dilekçesini tebliğ etmeden görevsizlik kararı verebileceğini savunur. Ancak Yargıtay'ın çoğunluk görüşü (karardaki onama görüşü gibi), bu yaklaşımın HMK'nın temel ilkelerine aykırı olduğu yönündedir. Zira HMK m. 137, ön incelemenin 'dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra' yapılacağını açıkça belirtir. Dilekçelerin karşılıklı verilebilmesi için ise dava dilekçesinin davalıya tebliği ve cevap süresinin (HMK m. 127) beklenmesi zorunludur. Dava dilekçesi tebliğ edilmeden karar verilmesi, davalının davadan haberdar olma, savunma yapma ve hatta davacının cevaba cevap dilekçesiyle iddiasını değiştirerek mahkemeyi görevli hale getirme ihtimalini ortadan kaldırır. Bu durum, Anayasa m. 36 ve HMK m. 27 ile güvence altına alınan 'hukuki dinlenilme hakkı'nın ağır bir ihlalidir. Dolayısıyla, mahkeme görev gibi bir dava şartını re'sen incelese dahi, bunu en azından dilekçeler teatisi aşamasının tamamlanmasını bekleyerek, yani davalıya savunma hakkı tanıdıktan sonra yapmalıdır.