Taksirle bir kişinin ölümüne neden olan bir kamyon şoförü hakkında, taksirle öldürme suçundan mahkumiyetine karar veren mahkeme, TCK m. 53/6 uyarınca şoförün sürücü belgesinin 3 yıl süreyle geri alınmasına hükmetmiştir. Sanık müdafii, TCK m. 53/6'daki 'karar verilebilir' ifadesine dayanarak bu tedbirin uygulanmasının zorunlu olmadığını ve tali kusurlu olan müvekkili hakkında üst sınırdan tedbir uygulanmasının orantısız olduğunu iddia etmiştir. Bu savunmanın hukuki geçerliliğini ve mahkemenin takdir hakkının sınırlarını Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2016/10359 K. sayılı kararı ışığında değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #64975

Bu savunma hukuken geçerlidir. TCK m. 53/6, '...karar verilebilir' ifadesiyle, bu güvenlik tedbirinin uygulanmasının mahkemenin takdirine bağlı olduğunu açıkça belirtmektedir. Mahkeme, bu tedbire hiç hükmetmeyebileceği gibi, hükmetmeye karar verdiğinde de süreyi 3 aydan 3 yıla kadar belirleme konusunda takdir hakkına sahiptir. Ancak bu takdir hakkı sınırsız ve keyfi değildir. TCK m. 3/1'de düzenlenen 'orantılılık' ilkesi gereğince, hükmedilecek tedbirin, failin kusurunun ağırlığı ve fiilin özellikleri ile orantılı olması gerekir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2016/10359 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, 'sanığın tali kusurlu olduğu gözetilmeksizin, teşdidin derecesinde yanılgıya düşülerek sürücü belgesinin üst sınırdan olmak üzere 3 yıl süresince geri alınmasına karar verilmesi' hukuka aykırıdır. Dolayısıyla, mahkeme takdir hakkını kullanırken, sanığın kusur oranını (asli/tali kusur), olayın meydana geliş şeklini ve diğer somut koşulları göz önünde bulundurarak hakkaniyete uygun bir süre belirlemelidir. Tali kusurlu bir sanık hakkında gerekçesiz olarak en üst sınırdan tedbire hükmedilmesi, orantılılık ilkesinin ihlali anlamına gelir ve bozma nedenidir.