TCK m. 216/3'te düzenlenen 'halkın bir kesiminin benimsediği dinî değerleri alenen aşağılama' suçunun oluşabilmesi için fiilin 'kamu barışını bozmaya elverişli olması' şartı aranmaktadır. Bu şartın, Anayasa ile güvence altına alınan din ve vicdan özgürlüğü ile ifade özgürlüğü arasındaki dengeyi kurmadaki rolünü açıklayınız. Bir ateistin, bir dinin kutsal kitabındaki bazı anlatıları 'mantık dışı masallar' olarak nitelemesi, bu suçu oluşturur mu?
'Kamu barışını bozmaya elverişli olma' şartı, bu suçun sübjektif ve keyfi yorumlanmasını önlemek ve ifade özgürlüğünü korumak için getirilmiş objektif bir ölçüttür. Bu şart, her türlü eleştirinin, alaycı ifadenin veya dinî dogmalara yönelik sorgulamanın değil, sadece kamu düzenini, toplumsal barışı ve huzuru fiilen bozma potansiyeli taşıyan, toplumun farklı kesimleri arasında gerilim ve çatışma yaratabilecek nitelikteki ağır aşağılamaların cezalandırılmasını amaçlar. Bir ateistin, akademik veya eleştirel bir bağlamda, bir dinin kutsal metinlerini 'mantık dışı masallar' olarak nitelemesi, ifade özgürlüğü ve din üzerine eleştiri yapma hakkı kapsamında kalır. Bu tür bir ifade, dini değerleri benimseyenleri incitebilir veya rahatsız edebilir, ancak tek başına kamu barışını bozmaya elverişli, provokatif bir aşağılama olarak kabul edilmez. Suçun oluşması için ifadenin, salt eleştiri veya düşünce açıklamasının ötesine geçerek, o dine inananları tahkir ve tezyif etme kastıyla, kaba, saldırgan ve provokatif bir üslupla yapılması ve toplumsal barışı bozma tehlikesi yaratması gerekir. Dolayısıyla, belirtilen örnekteki ifade TCK m. 216/3 kapsamındaki suçu oluşturmaz.