KVKK m. 5/2-e hükmü, 'bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması' halinde açık rıza olmaksızın kişisel verilerin işlenmesine olanak tanımaktadır. Bu hükmün, HMK m. 189/2'de düzenlenen 'hukuka aykırı delil yasağı' üzerindeki etkisini, özellikle boşanma davaları bağlamında analiz ediniz. KVKK m. 5/2-e'nin varlığı, rıza dışı elde edilen her türlü kişisel veriyi (örn. ses kaydı, sosyal medya yazışmaları) otomatik olarak hukuka uygun hale getirir mi? 'Zorunluluk' unsurunun bu bağlamdaki rolü nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #64965

KVKK m. 5/2-e, HMK m. 189/2'nin uygulama alanını daraltan önemli bir istisnadır. Bir hakkın (örneğin boşanma davasında aldatma olgusunu ispat hakkı) tesisi, kullanılması veya korunması amacıyla kişisel verilerin işlenmesi (elde edilmesi ve mahkemeye sunulması), KVKK kapsamında hukuka uygun bir veri işleme faaliyeti olarak kabul edilebilir. Bu durumda, KVKK'ya dayanılarak hukuka uygun hale gelen bir delilin, HMK m. 189/2 anlamında 'hukuka aykırı' olarak nitelendirilmesi çelişkili olacaktır. Ancak bu durum, rıza dışı elde edilen her delili otomatik olarak hukuka uygun kılmaz. KVKK m. 5/2-e'deki 'zorunluluk' unsuru kritik bir rol oynar. Buna göre, hakkın ispatı için başka bir yol veya delil elde etme imkanı varken, rıza dışı veri işleme yoluna başvurulması, bu işlemin zorunlu olmadığı ve dolayısıyla hukuka aykırı olduğu sonucunu doğurabilir. Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere, delilin bir komplo veya plan kurularak 'yaratılması' değil, mevcut bir durumun 'tespiti' amacıyla elde edilmesi önemlidir. Dolayısıyla, mahkeme her somut olayda, veri işlemenin zorunlu olup olmadığını, başka ispat imkanlarının bulunup bulunmadığını ve delilin dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde yaratılıp yaratılmadığını değerlendirerek bir karar vermelidir.