Boşanma davasında davacı eş, diğer eşin sadakatsizliğini ispatlamak amacıyla, ortak konutta bulunan ve diğer eşe ait olan günlük (hatıra defteri) içeriğini mahkemeye delil olarak sunmuştur. Davalı, bu delilin özel hayatın gizliliğini ihlal ettiğini ve HMK m. 189/2 uyarınca hukuka aykırı olduğunu savunmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25.09.2002 tarihli kararı ışığında, bu delilin hukuki niteliğini, 'aile yaşamı alanı' ve 'özel yaşam alanı' ayrımı çerçevesinde tartışarak, delilin hükme esas alınıp alınamayacağını gerekçeleriyle açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #64964

Boşanma davası, doğası gereği kişilerin özel yaşamını ilgilendiren bir davadır. Kural olarak, hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliller HMK m. 189/2 uyarınca hükme esas alınamaz. Ancak, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25.09.2002 tarihli, 2002/2-617 E. 2002/648 K. sayılı kararında, eşler arasındaki evlilik birliğine ilişkin yasal yükümlülükler alanının, eşlerin her birinin özel yaşam alanı değil, 'aile yaşamı alanı' olduğu vurgulanmıştır. Bu alanda, bir eşin diğer eşe karşı sadakat gibi yasal yükümlülükleri bulunur ve bu alan diğer eş için dokunulmaz değildir. Somut olayda, ortak konutta bulunan bir not defterinin ele geçirilmesi, çalınma, tehdit veya zorla elde etme gibi bir durum söz konusu değilse, hukuka aykırı bir delil olarak kabul edilemez. Yargıtay kararında belirtildiği üzere, 'Hiç kimse evindeki bir mekânda bulduğu delili hukuka aykırı yollardan ele geçirmiş sayılmaz.' Bu nedenle, eşin sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğini gösteren ve ortak yaşam alanında bulunan bir günlük, komplonun veya delil yaratmanın söz konusu olmadığı durumlarda, hukuka aykırı delil olarak nitelendirilemez ve mahkemece hükme esas alınabilir. Burada kritik olan, delilin elde ediliş biçimi ve bulunduğu mekanın niteliğidir.