5271 sayılı CMK'daki kanun yolları sistematiğinde, 'süre tutum' veya 'müddet tutum' dilekçesinin hukuki geçerliliğini, özellikle istinaf başvurusu (CMK m. 273/1) açısından tartışınız. Makale yazarının, bu tür bir dilekçenin istinaf iradesini göstermesine rağmen istinaf kanun yoluna müracaat edildiği anlamına gelmeyeceği yönündeki görüşünün hukuki dayanağı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #64482

Uygulamada sıkça kullanılan 'süre tutum' dilekçesi, tarafın kanun yoluna başvurma süresini kaçırmamak için verdiği, ancak gerekçelerini daha sonra sunacağını belirttiği bir dilekçedir. Makale yazarı, bu uygulamanın istinaf kanun yolu açısından hukuken sorunlu olduğunu savunmaktadır. Hukuki dayanak, CMK m. 273/1'in lafzıdır: 'İstinaf istemi, hükmün açıklanmasından itibaren yedi gün içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt katibine bir beyanda bulunulması suretiyle yapılır'. Yazar, 'kararı istinaf edeceğim, şimdilik süre tutum dilekçesi vermek istiyorum' şeklindeki bir ifadenin, kanunun aradığı 'istinaf istemi' niteliğinde olmadığını, sadece geleceğe yönelik bir niyet beyanı olduğunu ileri sürmektedir. Kanun, bir 'istem' aramakta, bir niyet beyanını yeterli görmemektedir. Bu nedenle, tereddüde mahal bırakmamak için 'hükmü istinaf ediyorum' gibi net bir irade beyanı içeren kısa bir dilekçenin süresinde verilmesi ve gerekçeli kararın tebliğinden sonra ayrıntılı dilekçenin sunulması daha isabetlidir. Her ne kadar Yargıtay uygulamada bu tür dilekçeleri genellikle geçerli saysa da, kanunun lafzına sıkı bağlı bir yorum, yazarın görüşünü desteklemektedir. (Referans: sen.av.tr/tr/makale/kanun-yollarinda-sebep-gosterme-zorunlulugu.html, CMK m. 273/1.)