Gizliliğin ihlali suçunda (TCK m. 285), 'haber verme hakkı' ile 'suçsuzluk karinesi' arasındaki dengeyi, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2019/26 E., 2023/91 K. sayılı kararındaki 'basın özgürlüğünün kötüye kullanılması' tespiti çerçevesinde analiz ediniz. Bir haberin, kamuoyunu bilgilendirme amacını aşıp 'kaos yaratma' amacına yönelik olduğu nasıl tespit edilebilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #64481

TCK m. 285/6, haber verme sınırları aşılmadıkça soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin haber konusu yapılmasının suç oluşturmayacağını belirterek basın özgürlüğünü güvence altına alır. Ancak bu hak, Anayasa m. 14 ve AİHS m. 17 uyarınca, temel hak ve özgürlükleri yok etme amacıyla kötüye kullanılamaz. YCGK'nın 2019/26 E., 2023/91 K. sayılı kararında, söz konusu haberin yapıldığı dönemdeki konjonktür, haberin doğruluğunun araştırılmamış olması, kaynağı belirsiz sitelerde yayınlandıktan sonra ülke geneline yayılması ve nihayetinde 15 Temmuz darbe teşebbüsü gibi olaylar zinciri bir bütün olarak değerlendirilmiştir. Kurul, haberin asıl amacının halkı bilgilendirmekten ziyade 'meşru iktidarı demokratik olmayan yöntemlerle uzaklaştırma amacına yönelik kamuoyu oluşturmak' ve 'kaos yaratmak' olduğu sonucuna varmıştır. Bu tespit, haberin içeriğinin, zamanlamasının, yayılma şeklinin ve içinde bulunduğu siyasi/sosyal bağlamın bütüncül bir analiziyle yapılmıştır. Bu durumda, basın özgürlüğünün kötüye kullanıldığı ve fiilin, katılanların suçlu sayılmama ve lekelenmeme haklarını ihlal ederek gizliliğin ihlali suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir. (Referans: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-285-gizliligin-ihlali-sucu.html, TCK m. 285, Anayasa m. 14, AİHS m. 17, Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2019/26 E., 2023/91 K.)