Hürriyeti tahdit suçunda (TCK m. 109), korunan hukuki yararın 'muhtemel hareket serbestisi'ni de kapsadığı kabul edildiğinde, bu kabulün suçun 'teşebbüs' aşamasına ilişkin doktrindeki tartışmalara etkisi ne olur? Uyuyan bir kişinin odasının kapısı kilitlenip, kişi uyanmadan kilidin açılması halinde suç teşebbüs aşamasında mı kalmıştır, yoksa tamamlanmış mıdır?
Doktrinde, hürriyeti tahdit suçunun ne zaman tamamlanacağı konusunda iki temel görüş vardır. Bir görüşe göre suç, mağdurun hareket serbestisini kullanmak istediği anda tamamlanan neticeli bir suçtur. Bu görüşe göre, uyuyan bir kişinin odasının kapısı kilitlenip uyanmadan açılırsa, mağdur hareket etme iradesi göstermediğinden suç teşebbüs aşamasında kalmıştır. Ancak, TCK m. 109'un gerekçesi ve baskın görüş, suçun koruduğu hukuki yararın sadece 'güncel' değil, 'muhtemel' hareket serbestisini de kapsadığı yönündedir. Bu kabul, suçun, mağdurun potansiyel hareket etme özgürlüğünün kısıtlandığı anda tamamlandığı anlamına gelir. Dolayısıyla, uyuyan bir kişinin odasının kapısının kilitlenmesiyle, o an için hareket etme iradesi olmasa dahi, uyandığında hareket etme potansiyeli ortadan kaldırıldığı için suç tamamlanmış olur. Kilidin kişi uyanmadan açılması, suçun tamamlandığı gerçeğini değiştirmez; sadece suçun işlendiği süreyi (temadiyi) kısaltır. Bu durumda suç teşebbüs aşamasında kalmaz, tamamlanmış olur. (Referans: sen.av.tr/tr/makale/hurriyeti-tahdit-sucunun-magduru-ve-korunan-hukuki-yarar.html, TCK m. 109.)