Çocuğun soybağını değiştirme veya gizleme suçunda (TCK m. 231) zamanaşımı başlangıcına ilişkin Yargıtay uygulamasındaki hataları ve bu hataların Anayasa m. 10/3 (pozitif ayrımcılık) ilkesi ile çelişmesini değerlendiriniz. Kanun koyucunun 'çocuk mağdurun lehine uygulama' hedefi neden tam olarak gerçekleşememektedir?
TCK m. 231'de düzenlenen çocuklara karşı işlenen soybağını değiştirme veya gizleme suçunda, TCK m. 66/6 özel bir zamanaşımı başlangıcı öngörür: üstsoy veya nüfuz sahibi kişiler tarafından işlendiğinde zamanaşımı çocuğun 18 yaşını bitirdiği günden itibaren başlar. Ancak Yargıtay kararlarında (örn. Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2020/24099 E., 2020/18750 K.), failin kimliğine bakılmaksızın genellikle çocuğun nüfusa kaydedildiği tarihin esas alındığı görülmektedir. Bu uygulama hatası, TCK m. 66/6'nın lafzını ve çocukları koruma amacını göz ardı etmektedir. Bu durum, Anayasa m. 10/3'te çocuklara yönelik öngörülen pozitif ayrımcılık ilkesiyle çelişmektedir. Anayasa'nın bu maddesi, çocukların özel koruyucu düzenlemelere tabi tutulmasını ve tedbirlerin alınmasını gerektirir. Kanun koyucunun TCK 66/6 ile çocuk mağdurun lehine uygulama hedefi, yargı pratiğinde fail ile çocuğun ilişkisinin dikkate alınmaması, çocuğun nüfuz altındayken dava açma imkanının kısıtlı olması nedeniyle tam olarak gerçekleşememektedir. Bu, çocukların kendilerini etkin bir şekilde savunabilecekleri zamana kadar dava açma haklarının fiilen engellenmesi anlamına gelir. (Referans: sen.av.tr/tr/makale/cocugun-soybagini-degistirme-sucu-ve-dava-zamanasimi-sorunu.html, TCK m. 231, TCK m. 66/6, Anayasa m. 10/3, Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2020/24099 E. ve 2020/18750 K.)