Türk Ceza Muhakemesi Hukukunda 'yüz yüzelik' ilkesinin önemi nedir ve bu ilke, CMK m. 193/2'nin iptali ile savunma hakkının güvence altına alınmasında nasıl bir rol oynamıştır?
'Yüz yüzelik' (duruşmada hazır bulunma) ilkesi, ceza muhakemesinin temel ve evrensel nitelikli ilkelerinden biridir. Bu ilke, sanığın duruşmada bizzat hazır bulunarak iddia ve delillere karşı savunma yapabilmesini, tanıkları sorgulayabilmesini ve yargılama sürecini etkin bir şekilde takip edebilmesini sağlar. Aynı zamanda yargıcın da sanığın tutum ve davranışlarını, kişisel özelliklerini gözlemlemesine olanak tanır, bu da maddi gerçeğe ulaşmada önemlidir. Anayasa Mahkemesi, CMK m. 193/2'nin ('Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkumiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir') iptali kararında, sanığın duruşmada hazır bulunma hakkının 'adil/dürüst yargılanma hakkı'nın ve 'savunma hakkı'nın (Anayasa m. 36) en önemli unsuru olduğunu vurgulamıştır. Sanık hazır bulunmadıkça, özellikle 'ceza verilmesine yer olmadığı' veya 'güvenlik tedbiri' gibi, suçun sabit olduğunu ima eden kararların verilmesi, sanığın lekelenmeme ve aklanma hakkını ihlal eder. AYM, bu durumun, 'yüz yüzelik' ilkesinin gerektirdiği savunma imkanından yoksun bırakma anlamına geldiğini ve dolayısıyla adil yargılanma hakkına orantısız bir müdahale olduğunu belirtmiştir. (Referans: sen.av.tr/tr/makale/cmk-m1932-ve-sucsuzlukmasumiyet-karinesi.html, Anayasa Mahkemesi 08.09.2022 tarihli ve 2021/118 E. 2022/98 K. sayılı karar, Anayasa m. 36, CMK m. 193/2.)