Uzlaşma kurumu, usul hukuku kurumu olmasına rağmen neden maddi hukuka ilişkin sonuçlar doğurur ve bu durumun kesinleşmiş kararlar üzerindeki etkisi nedir? Yargıtay'ın bu konudaki 'derhal yürürlük ilkesi' ve 'lehine kanun' prensiplerini nasıl uyguladığını örnek bir kararla açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #64464

Uzlaşma kurumu (CMK m. 253-255), Ceza Muhakemesi Kanunu'nda düzenlendiği için bir usul hukuku kurumu olup, kural olarak 'derhal yürürlük ilkesi'ne tabidir. Ancak, uzlaşma sonucunda kamu davasının açılmasının ertelenmesi veya davanın düşürülmesi gibi sonuçlar doğurduğu ve fail ile devlet arasındaki ceza ilişkisini sona erdirdiği için maddi hukuka ilişkin sonuçlar da taşır. Bu ikili niteliği nedeniyle, Yargıtay Ceza Genel Kurulu (30.10.2007 tarih, 2007/4-200 E., 2007/219 K. sayılı ilamı) uzlaşma hükümlerinin yürürlüğe girmesinden önceki olaylara dahi uygulanabileceğini kabul etmiştir. Bu uygulama, 5237 sayılı TCK'nın 7/2. maddesindeki 'Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur' hükmüne dayanır. Dolayısıyla, sonradan uzlaşma kapsamına alınan bir suçtan verilen ve kesinleşmiş olsa dahi, hükümlünün lehine olması halinde uzlaşma hükümlerinin infaz aşamasında da uygulanması gerekmektedir (Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2017/2946 E., 2017/6066 K. sayılı kararında hırsızlık suçu için bu durum teyit edilmiştir). (Referans: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/cmk-madde-255-birden-cok-fail-bulunmasi-halinde-uzlasma.html, CMK m. 253-255, TCK m. 7/2, Yargıtay Ceza Genel Kurulu 30.10.2007 tarih, 2007/4-200 E., 2007/219 K., Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2017/2946 E., 2017/6066 K.)