TCK m. 285/6'da yer alan 'Soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin haber verme sınırları aşılmaksızın haber konusu yapılması suç oluşturmaz' hükmünü, basın özgürlüğü ve suçsuzluk karinesi arasındaki denge bağlamında değerlendiriniz. Yargıtay'ın bu hükme ilişkin yaklaşımını bir kararla örneklendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #64463

TCK m. 285/6, haber verme hakkının temel bir prensip olduğunu kabul ederken, bu hakkın sınırsız olmadığını ve belirli 'haber verme sınırları' içinde kalması gerektiğini belirtir. Bu hüküm, basın özgürlüğü (Anayasa m. 28) ile suçsuzluk/masumiyet karinesi (Anayasa m. 38/4) ve özel hayatın gizliliği (Anayasa m. 20) gibi temel haklar arasındaki hassas dengeyi korumayı amaçlar. Yargıtay içtihadı (örn. Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2014/10823 E. Karar : 2014/26240 T.), bir haberin hukuka uygun sayılabilmesi için gerçek ve güncel olması, kamu yararının bulunması, düşünsel bağ ve ölçülülük ilkesine uyulması gerektiğini vurgular. Eğer haber, bu sınırları aşar ve kişilerin suçlu olarak damgalanmasına yol açarsa (TCK m. 285/5) veya soruşturmanın gizliliğini (TCK m. 285/1) ihlal ederse, suç oluşur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2019/26 E., 2023/91 K. sayılı kararı ise, hiçbir yasanın bir hakkın kötüye kullanılmasını korumadığını (Anayasa m. 14, AİHS m. 17) belirterek, basın özgürlüğünün toplumsal kaos yaratma amacına yönelik kötüye kullanılmasına örnek teşkil edebilecek durumlarda, masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkının ihlal edildiği kabul edilerek suçun oluştuğuna hükmetmiştir. (Referans: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-285-gizliligin-ihlali-sucu.html, TCK m. 285/6, TCK 285 Gerekçesi, Anayasa m. 20, 28, 38/4, Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2014/10823 E. Karar : 2014/26240 T., Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2019/26 E. , 2023/91 K.)