Hürriyeti tahdit suçunda (TCK m. 109) manevi unsur olan kasta ilişkin olarak 'hukuka aykırılık bilinci'nin rolünü ve bunun kastın varlığına mı yoksa kusur değerlendirmesine mi etki edeceğini açıklayınız. Aile içi örneklerle bu durumu somutlaştırınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #64461

Hürriyeti tahdit suçunun manevi unsuru genel kasttır; yani failin hukuka aykırı olarak bir kimsenin hürriyetini kısıtladığını bilerek ve isteyerek hareket etmesidir. TCK m. 109/1'de fiilin 'hukuka aykırı olarak' işlenmesi açıkça belirtildiğinden, failin cezalandırılabilmesi için genel kastın varlığı dışında, aynı zamanda hukuka aykırılık bilinciyle hareket edip etmediği de araştırılmalıdır. Doktrinde bu bilincin kastın varlığına değil, failin kusurunun değerlendirilmesine etki edeceği kabul edilir. Eğer fail, eyleminin hukuka aykırı olduğunu bilmiyorsa ve bu bilgisizlikte kusurlu değilse, bu durum kusurluluğunu etkileyebilir. Örnek: Kanuni temsilci olan anne veya babanın, velayet hakkı çerçevesinde, çocuğun korunması amacıyla evden çıkmasına engel olması hukuka uygun kabul edilebilir. Burada hukuka aykırılık bilinci yoktur. Ancak, boşanmış bir ebeveynin, çocuğu diğer ebeveyne göstermemek amacıyla eve kilitlemesi durumunda, velayet hakkının kötüye kullanılması söz konusu olabilir. Bu durumda, eylemin hukuka aykırı olduğu bilinciyle hareket edilmişse ceza sorumluluğu gündeme gelecektir. (Referans: sen.av.tr/tr/makale/hurriyeti-tahdit-sucunun-magduru-ve-korunan-hukuki-yarar.html, TCK m. 109/1.)