Görevi kötüye kullanma suçunun (TCK m. 257) maddi unsurunu oluşturan 'görevin gereklerine aykırı hareket etme' fiilini tanımlayarak, bu fiilin 'kişisel mağduriyet', 'kamu zararı' veya 'haksız menfaat sağlama' unsurlarıyla ilişkisini açıklayınız. Bu üç kavramın suçun oluşumu açısından hukuki niteliği nedir?
Görevi kötüye kullanma suçunun (TCK m. 257) maddi unsuru, kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı hareket etmesidir. Yargıtay içtihadına göre (Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 12.07.2023 tarihli, 2023/226 E. ve 2023/404 K. sayılı kararı), bu, kamu görevlisinin görevini kanun, idari düzenlemeler veya talimatların öngördüğü usul ve esaslardan başka şekilde ifa etmesi anlamına gelir. Bu suçun oluşabilmesi için görevin gereklerine aykırı hareket yeterli olmayıp, ayrıca bu suretle kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olunması ya da kişilere haksız bir menfaat sağlanması gerekmektedir (TCK m. 257/1). Bu üç kavram (kişisel mağduriyet, kamu zararı, haksız menfaat) suçun madde gerekçesinde 'objektif cezalandırılabilme şartı' veya 'ön şart' olarak nitelendirilmiştir. Yani, bunlar suçun netice unsuru değil, cezanın verilebilmesi için mutlaka somut olayda gerçekleşmesi gereken ek koşullardır. Bunlardan herhangi biri gerçekleşmedikçe, kamu görevlisi görevinin gereklerine aykırı hareket etse dahi görevi kötüye kullanma suçu oluşmaz. Kişisel mağduriyet, ekonomik zararın yanı sıra bireyin sosyal, siyasi, medeni hak ve hürriyetlerinin ihlalini de kapsar. Kamu zararı maddi olarak tespit edilmeli, haksız menfaat sağlanan kişi kamu görevlisi olmamalıdır. (Referans: sen.av.tr/tr/makale/ycgk-kararinin-gorevi-kotuye-kullanma-sucu-bakimindan-degerlendirilmesi.html, TCK m. 257/1, Yargıtay Ceza Genel Kurulu 12.07.2023 tarih, 2023/226 E. ve 2023/404 K.)