Taksirle öldürme suçunun manevi unsuru olan 'taksir' kavramını, basit taksir ve bilinçli taksir ayrımı üzerinden, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (YCGK) 'Frank formülü' ile olası kasttan ayrıştırmasını da dikkate alarak açıklayınız.
Taksirle öldürme suçunun manevi unsuru TCK m. 85'te belirtildiği üzere taksirdir. Taksir, TCK m. 22/2'de 'Dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun yasal tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesi' olarak tanımlanır (basit taksir/bilinçsiz taksir). Burada netice iradi değildir ancak öngörülebilir olmasına rağmen öngörülememiştir. Bilinçli taksir ise TCK m. 22/3'te 'Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi' şeklinde düzenlenmiştir. Yani fail neticeyi öngörmüş ancak şansına, becerisine veya başka etkenlere güvenerek gerçekleşmeyeceğine inanmıştır. Olası kasıt (TCK m. 21/2) ile bilinçli taksir arasındaki ayrımı YCGK (örneğin 07/12/2021 T, 2021/126 E., 2021/617 K. sayılı kararında) 'Frank formülü' ile açıklamıştır: Eğer 'öyle veya böyle fail her hâlde hareketi gerçekleştirirdi' diyebiliyorsak olası kast; 'neticenin gerçekleşeceğini bilseydi hareketi gerçekleştirmeyecekti' diyebiliyorsak bilinçli taksirden söz edilir. Olası kasıtta fail neticenin meydana gelmesini kabullenirken, bilinçli taksirde neticenin meydana gelmesini istememekle birlikte engellenemediği ahvalde sorumluluk doğar. (Referans: or.av.tr/taksirle-oldurme-sucu/, TCK m. 85, TCK m. 22/2, 22/3, TCK m. 21/2, YCGK 07/12/2021 T, 2021/126 E., 2021/617 K.)