Hürriyeti tahdit (kişiyi hürriyetinden yoksun kılma) suçunda mağdurun irade serbestisinin 'güncel/mevcut' veya 'muhtemel' olması arasındaki farkı ve bu farkın suçun oluşumu üzerindeki etkisini açıklayınız. Özellikle uyuyan, baygın veya akıl hastası gibi kişilere karşı bu suçun işlenip işlenemeyeceği hususunda doktrindeki tartışmaları değerlendiriniz.
TCK m. 109'da düzenlenen hürriyeti tahdit suçu, kişilerin kendi arzusu ve iradesi çerçevesinde hareket edebilme hürriyetini korur. Suç, hem güncel/mevcut hareket serbestisinin kısıtlanmasıyla hem de muhtemel hareket serbestisinin güvence altına alınmasıyla oluşabilir. Kanun gerekçesinde, 'kişi uyurken odanın kapısının kilitlenmesi' örneği verilerek, mağdurun yer değiştirme özgürlüğünü kullanabilecek durumda olmasının suçun tamamlanması için gerekli olmadığı vurgulanmıştır. Dolayısıyla, uyuyan, baygın, tam felçli veya akıl hastası gibi kişiler de bu suçun mağduru olabilirler (TCK m. 109/3-f). Doktrinde, çok küçük yaştaki çocukların veya tam felçli hastaların 'bir yere gitme' hürriyetinden yoksun bırakılması fiili açısından suçun işlenemeyeceği (işlenemez suç) savunulsa da, 'bir yerde kalma' hürriyetinden yoksun bırakılarak suçun işlenmesinin mümkün olduğu kabul edilir. Çünkü hürriyeti tahdit suçu, yer değiştirmeme özgürlüğünü de korur. Failin fiili icra ettiği sırada mağdurun irade gösteremeyecek durumda olması, suçun tamamlanmasına engel değildir, zira muhtemel hareket özgürlüğü kısıtlanmıştır. (Referans: sen.av.tr/tr/makale/hurriyeti-tahdit-sucunun-magduru-ve-korunan-hukuki-yarar.html, TCK m. 109, TCK m. 109 Gerekçesi, TCK m. 109/3-f.)