Bir hizmet sözleşmesinin, işçinin 'kusuru olmaksızın', hastalık veya kaza gibi sebeplerle kısa bir süre için işgörme edimini ifa edememesi halinde (TBK m.409), işverenin 'hakkaniyete uygun bir ücret ödeme' yükümlülüğünün, 'sosyal riskin paylaştırılması' ilkesi açısından önemini ve bu ücretin 'başka bir yolla karşılanmadığı takdirde' ödenmesi şartını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #62516

TBK m.409, işçinin kusuru olmaksızın, kişisel nedenlerle (hastalık, kaza, askerlik gibi) kısa bir süreliğine çalışamaması durumunda, işverene bir ücret ödeme yükümlülüğü getirir. Bu, 'sosyal riskin paylaştırılması' ilkesinin bir yansımasıdır. **Sosyal Riskin Paylaştırılması İlkesi:** Normalde, 'çalışma yoksa ücret de yok' (no work, no pay) ilkesi geçerlidir. Ancak bu kural, işçiyi, kendi kusuru dışındaki hayatın olağan riskleri (hastalık gibi) karşısında tamamen korumasız bırakır. TBK m.409, bu riski tamamen işçiye yüklemek yerine, kısa süreli iş göremezlik durumunda, bu riskin bir kısmını 'işverene' yükleyerek bir denge kurar. İşveren, bu süre için işçiye 'hakkaniyete uygun bir ücret' ödeyerek, işçinin gelir kaybı yaşamasını kısmen engeller. **'Başka Bir Yolla Karşılanmadığı Takdirde' Şartı:** Bu yükümlülük, mutlak değildir. İşverenin ücret ödeme borcu, ancak işçinin bu gelir kaybının 'başka bir yolla karşılanmadığı takdirde' doğar. 'Başka bir yol', genellikle 'Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK)' tarafından ödenen 'geçici iş göremezlik ödeneğidir' (rapor parası). Eğer işçi SGK'dan bu ödemeyi alıyorsa, işverenin ayrıca bir ücret ödeme yükümlülüğü kural olarak ortadan kalkar. Ancak SGK'nın ödediği miktar, işçinin normal ücretinden düşükse, işverenin aradaki farkı 'hakkaniyete uygun' bir şekilde tamamlama yükümlülüğü olduğu doktrinde savunulmaktadır. (TBK m.409)