Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2017/703 sayılı kararında, trafik kazası sonucu açılan destekten yoksun kalma tazminatı davasının reddedilme gerekçesini, 'kusur' ve 'illiyet bağı' unsurları açısından analiz ediniz. Davalının sigortalısı olan sürücünün 'kusurunun bulunmaması'nın, sigorta şirketinin sorumluluğunu nasıl ortadan kaldırdığını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #62511

Yargıtay'ın anılan kararında, destekten yoksun kalma tazminatı davasının reddedilmesinin temel nedeni, 'illiyet bağı'nın kurulamamasıdır. Karayolları Trafik Kanunu'na göre, bir motorlu aracın işletilmesinden doğan zarardan, işleten ve dolayısıyla onun zorunlu mali sorumluluk sigortacısı (ZMSS) sorumlu tutulur. Ancak bu sorumluluk, 'kusur sorumluluğu' veya 'tehlike sorumluluğu' ilkelerine dayanır ve her durumda zararın, o aracın işletilmesiyle 'nedensellik (illiyet) bağı' içinde olması gerekir. **Analiz:** - **Kusurun Rolü:** Kararda, Adli Tıp Kurumu raporuna göre, davalının sigortalısı olan sürücünün, ölen motosiklet sürücüsünün ölümüyle sonuçlanan eylemde 'kusurunun bulunmadığı' tespit edilmiştir. Bu, kazanın tamamen davacıların murisi olan motosiklet sürücüsünün kendi kusurundan kaynaklandığı anlamına gelir. - **İlliyet Bağının Kesilmesi:** Davalı sigorta şirketinin sigortaladığı aracın sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde hiçbir kusuru yoksa, zarar (ölüm) ile o aracın işletilmesi arasında hukuken anlamlı bir 'uygun illiyet bağı' kurulamaz. Zarar, davalının sigortalısının eyleminden değil, tamamen üçüncü bir kişinin (davacının murisinin) kendi eyleminden kaynaklanmıştır. Bu durum, illiyet bağını keser. **Sigorta Şirketinin Sorumluluğunun Ortadan Kalkması:** Zorunlu trafik sigortası, sigortalısının 'hukuki sorumluluğunu' teminat altına alır. Eğer sigortalının hukuken sorumlu tutulmasını gerektiren bir durum (kusur veya tehlike sorumluluğu kapsamında bir illiyet bağı) yoksa, sigorta şirketinin de bir tazminat ödeme yükümlülüğü doğmaz. Sigortalının sorumluluğu ortadan kalkınca, sigortacının sorumluluğu da ortadan kalkar. (KTK m.85, 91; Yargıtay 17. HD, E.2014/16973, K.2017/703)