Yargıtay içtihatlarında, bir hizmet sözleşmesinin 'anlaşmalı boşanma'ya dönüşmesi veya çekişmeli bir davanın temyiz aşamasında tarafların anlaşmasının, 'yargılamanın her aşamasında irade serbestisi' ilkesinin bir yansıması olduğunu, usul ekonomisi ve tarafların menfaatleri açısından nasıl gerekçelendirdiğini analiz ediniz.
Yargıtay'ın, çekişmeli başlayan bir boşanma davasının, yargılamanın herhangi bir aşamasında (hatta temyiz aşamasında) tarafların anlaşmasıyla 'anlaşmalı boşanmaya' dönüşebileceğini kabul etmesi (örn. Yargıtay 2. HD, E.2021/4052), 'irade serbestisi' ve 'usul ekonomisi' ilkelerine dayanır. **Gerekçelerin Analizi:** 1) **İrade Serbestisi ve Tarafların Tasarruf Yetkisi:** Boşanma davası, kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarla ilgili bir davadır. Taraflar, dava üzerinde 'tasarruf yetkisine' sahiptir. Bu yetki, davanın her aşamasında sulh olma (anlaşma) hakkını da içerir. Yargılamanın uzaması, tarafların yıpranması veya koşulların değişmesi, başlangıçta çekişmeli olan tarafların sonradan anlaşmaya varmasını sağlayabilir. Hukuk, tarafların kendi uyuşmazlıklarına buldukları bu barışçıl ve rızaya dayalı çözüme öncelik vermelidir. 2) **Usul Ekonomisi (HMK m.30):** Çekişmeli bir davanın yıllarca sürmesi, hem taraflar hem de yargı sistemi için ciddi bir zaman, emek ve masraf kaybıdır. Tarafların, örneğin temyiz aşamasında anlaşması, bu uzun ve masraflı sürecin derhal sona ermesini sağlar. Yargıtay'ın, dosyayı yeniden esastan inceleyip karar vermek yerine, tarafların anlaşması doğrultusunda 'bozarak ilk derece mahkemesine göndermesi', yargı kaynaklarının en verimli şekilde kullanılmasını ve uyuşmazlığın en hızlı şekilde çözülmesini sağlar. 3) **Tarafların ve Çocukların Menfaati:** Tarafların anlaşarak boşanması, genellikle çekişmeli bir boşanmaya göre daha az travmatiktir. Özellikle çocukların, ebeveynleri arasındaki çatışmadan daha az etkilenmesini sağlar. Tarafların kendi belirledikleri bir çözüm, mahkemenin vereceği bir karardan daha kalıcı ve uygulanabilir olabilir. Bu nedenlerle Yargıtay, yargılamanın her aşamasında tarafların anlaşma iradesine üstünlük tanımaktadır. (TMK m.166/3; HMK m.30; Yargıtay 2. HD, E.2021/4052)