CMK m.309 uyarınca 'kanun yararına bozma' yoluna başvurulabilmesi için, kararın 'temyiz incelemesi yapılmaksızın kesinleşmiş olması' şartının, bu kanun yolunun 'olağanüstü' niteliğini ve 'kesin hükmün dokunulmazlığı' ilkesine getirdiği istisnanın sınırlarını nasıl belirlediğini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #62505

Kanun yararına bozma, CMK m.309'da düzenlenen 'olağanüstü' bir kanun yoludur. Bu niteliği, iki temel şartından kaynaklanır: 1) **Kesinleşmiş Karara Karşı Başvurulması:** Bu yol, ancak istinaf veya temyiz gibi 'olağan' kanun yolları tüketilerek veya bu yollara başvurma süreleri geçirilerek 'kesinleşmiş' olan hakim veya mahkeme kararlarına karşı gidilebilir. Bu, onun, kural olan 'kesin hükmün dokunulmazlığı' (ne bis in idem) ilkesine bir istisna teşkil ettiğini gösterir. 2) **Başvuru Makamı:** Tarafların doğrudan başvurabileceği bir yol değildir. Sadece 'Adalet Bakanlığı', Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığıyla bu yola başvurabilir. Bu, yolun keyfi ve sık kullanılmasını önlemeyi amaçlar. **İstisnanın Sınırları:** Kanun yararına bozma, kesin hükmü tamamen ortadan kaldıran bir yol değildir. Sınırları şunlardır: - **Sanık Aleyhine Sonuç Doğurmama:** CMK m.309/4'ün lafzından ve ruhundan çıkan temel ilke, kanun yararına bozma sonucunda verilecek yeni kararın, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan 'daha ağır olamamasıdır'. Bozma, sanığın aleyhine sonuç doğurmaz. Bu, sanığın hukuki güvenliğini ve kazanılmış haklarını korur. - **Bozma Nedenlerinin Sınırlılığı:** Bozma, sadece karardaki 'hukuka aykırılıkların' giderilmesi ve 'içtihat birliğinin sağlanması' amacıyla yapılır. Maddi vakıaların yeniden değerlendirilmesi veya delillerin yeniden takdiri için bu yola başvurulamaz. Bu sınırlar, kanun yararına bozmanın, kesin hükmün istikrarını temelden sarsacak bir kurum olmasını engeller ve onu, sistemdeki ciddi hukuki hataları düzeltmeye yönelik istisnai bir denetim mekanizması olarak konumlandırır. (CMK m.309)