Maddi tazminat davalarında, davacının hem zararın varlığını hem de 'kapsam ve miktarını' ispat yükü altında olmasının (TBK m.50), 'hakimin takdir yetkisi' ile olan ilişkisini, özellikle davacının mahkemeye 'kanaat verecek olguları' sunma zorunluluğu açısından değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #62502

Maddi tazminat davalarında genel kural, ispat yükünün davacıda olmasıdır (TMK m.6). Davacı, sadece bir zarara uğradığını değil, aynı zamanda bu zararın 'kapsamını ve miktarını' da somut delillerle ispat etmelidir. Ancak TBK m.50, 'Uğranılan zarar miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa' hakime takdir yetkisi tanıyarak bu kuralı yumuşatır. **İlişkinin Analizi:** Hakimin bu takdir yetkisi, davacının ispat yükünü tamamen ortadan kaldırmaz. Davacının, ispat yükünü 'asgari düzeyde' yerine getirmesi, yani mahkemeye 'zararın varlığı ve miktarı hakkında bir kanaat verecek olgu, olay, bilgi ya da belgeleri' sunması gerekir. Davacı, elinden gelen tüm çabayı göstererek zararını kanıtlamaya çalışmalı, ancak buna rağmen miktar netleşemiyorsa, hakim devreye girer. **Örnek:** Evi yanan bir kişinin, yanan tüm eşyaların faturasını sunması imkansız olabilir. Ancak davacı, evin fotoğraflarını, komşuların tanıklığını, benzer nitelikteki eşyaların güncel piyasa değerini gösteren belgeleri sunarak, mahkemede zararın varlığı ve yaklaşık kapsamı hakkında bir 'kanaat' oluşturmalıdır. Davacı bu asgari yükümlülüğü yerine getirdikten sonra, hakim, kalan belirsizliği, hayatın olağan akışını ve hakkaniyeti dikkate alarak takdir yetkisiyle doldurabilir. Davacının hiçbir delil sunmadan 'zararım var, takdir edin' demesi, hakimin bu yetkisini kullanması için yeterli değildir. (TBK m.50; TMK m.6)