HMK m.106/2'de yer alan 'eda davası açılması mümkün olan hâllerde tespit davası açılamaz' kuralının, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2017/6729 sayılı kararında olduğu gibi, 'yetkili hamil olduğunun tespiti' gibi maddi olguya yönelik taleplerde nasıl uygulandığını ve bu uygulamanın 'hukuki yarar' ilkesiyle olan bağını analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #62501

HMK m.106/2'deki bu kural, 'hukuki yarar' ilkesinin bir somutlaşmasıdır. Kural, davacıyı, daha kesin ve tam bir hukuki koruma sağlayan 'eda davası' açma imkanı varken, daha zayıf ve tek başına icra edilemeyen bir 'tespit davası' açmaktan alıkoymayı amaçlar. **Yargıtay Kararının Analizi:** Yargıtay'ın anılan kararında davacı, elindeki bir senetten dolayı 'yetkili hamil olduğunun tespitini' talep etmiştir. Bu, bir hakkın veya hukuki ilişkinin değil, bir 'maddi olgunun' tespitine yönelik bir taleptir ki bu, tespit davasının konusuna girmez. Daha da önemlisi, davacının asıl amacı, bu tespiti sağladıktan sonra senede dayanarak borçludan 'alacağını tahsil etmektir'. Yani, davacının aslında bir 'eda davası' (alacak davası) açma imkanı bulunmaktadır. **Hukuki Yarar ile Bağlantı:** Davacı, doğrudan alacak davası açarak hem yetkili hamil olduğunu (tespit) hem de alacağının ödenmesini (eda) aynı dava içinde talep edebilecekken, sadece 'tespit' talep etmesinde güncel ve korunmaya değer bir 'hukuki yararı' bulunmamaktadır. Çünkü bu tespit kararı, tek başına alacağın tahsilini sağlamayacak, davacıyı ikinci bir eda davası açmaya zorlayacaktır. Bu, usul ekonomisine aykırıdır. Bu nedenle Yargıtay, eda davası açma imkanı varken, bunun öncüsü niteliğindeki bir maddi olgunun tespiti için dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle, davanın bu nedenle reddedilmesi gerektiği sonucuna varmıştır. (HMK m.106; Yargıtay 11. HD, E.2016/7614, K.2017/6729)