CMK m.146/1 uyarınca verilen zorla getirme kararının infazı sırasında, kişinin 'derhal, olanak bulunmadığı takdirde de yol süresi hariç en geç yirmi dört saat içinde' ilgili makam önüne çıkarılması zorunluluğunun (CMK m.146/4), kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı açısından önemini ve bu sürenin aşılmasının hukuki sonuçlarını analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #62499

CMK m.146/4'te düzenlenen bu 24 saatlik süre, zorla getirme tedbirinin, fiili bir gözaltına veya keyfi bir alıkoymaya dönüşmesini engelleyen temel bir güvencedir. **Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkı Açısından Önemi:** Zorla getirme, bir tutuklama veya gözaltı değildir; amacı sadece kişinin ifade veya sorgu için adli makamın huzuruna çıkarılmasını sağlamaktır. Bu amacın, mümkün olan en kısa sürede gerçekleştirilmesi, kişi hürriyetine yapılan müdahalenin 'ölçülü' ve 'sınırlı' kalması için zorunludur. 24 saatlik bu azami süre, kolluk kuvvetlerine, kişiyi gereksiz yere bekletme veya alıkoyma yetkisi vermez. 'Derhal' çıkarılması esastır; 24 saat, ancak coğrafi uzaklık, ulaşım güçlüğü gibi 'olanak bulunmadığı' objektif durumlarda kullanılabilecek bir üst sınırdır. **Sürenin Aşılmasının Hukuki Sonuçları:** Bu 24 saatlik azami sürenin, yasal bir gerekçe olmaksızın (örneğin, mücbir sebep) aşılması, zorla getirme tedbirini hukuka aykırı hale getirir. Bu durum, 'kişi hürriyetinden yoksun kılma' suçunun (TCK m.109) unsurlarını oluşturabilir. Ayrıca, bu hukuka aykırı alıkoyma sırasında elde edilen beyan veya deliller, 'hukuka aykırı delil' olarak kabul edilebilir ve yargılamada kullanılamaz. Kişi, bu hukuka aykırı alıkoyma nedeniyle, CMK m.141 uyarınca devlet aleyhine 'tazminat davası' açma hakkına da sahip olur. (CMK m.141, 146; TCK m.109)