Temel cezanın belirlenmesinde TCK m.61/3'te yer alan 'mükerrer değerlendirme yasağı'nın, Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2018/5126 sayılı kararında olduğu gibi, 'silahlı terör örgütüne üye olma' suçunun unsurlarının ayrıca temel cezanın ağırlaştırılmasında kullanılmasını nasıl engellediğini açıklayınız.
Mükerrer değerlendirme yasağı (TCK m.61/3), bir fiilin suç sayılabilmesi için zaten gerekli olan 'kurucu unsurlarının', ayrıca cezanın ağırlaştırılması için bir neden olarak kullanılamayacağını belirtir. Bu, 'non bis in idem' ilkesinin bir görünümüdür. **Yargıtay Kararının Analizi:** 'Silahlı terör örgütüne üye olma' (TCK m.314) suçunun kurucu unsurları arasında, örgütün 'silahlı' olması, 'terör' amacı gütmesi ve failin bu örgüte 'üye' olması yer alır. Kanun koyucu, bu unsurların varlığını zaten suçun temel şeklini oluştururken dikkate almış ve cezasını buna göre belirlemiştir. Yargıtay'ın anılan kararında eleştirdiği durum, mahkemenin temel cezayı belirlerken, örneğin 'sanığın silahlı bir terör örgütüne üye olması' veya 'eylemin terör amacıyla işlenmesi' gibi, zaten suçun tanımında yer alan bu unsurları, ayrıca bir 'ağırlaştırıcı sebep' olarak göstererek temel cezayı alt sınırdan uzaklaştırmasıdır. Bu, aynı unsurun hem suçun varlığı için hem de cezanın ağırlaştırılması için iki kez değerlendirilmesi anlamına gelir ki bu, mükerrer değerlendirme yasağına açıkça aykırıdır. Mahkeme, alt sınırdan uzaklaşmak için, suçun unsurları dışında kalan, TCK m.61/1'deki diğer kriterlere (örneğin, failin örgüt içindeki konumu, eylemlerinin yoğunluğu, yarattığı somut tehlikenin büyüklüğü gibi) dayanmalıdır. (TCK m.61/3, 314; Yargıtay 16. CD, K.2018/5126)