CMK m.145'te düzenlenen 'davetiye' ile ifade veya sorguya çağırma usulünde, 'çağrılma nedeninin açıkça belirtilmesi' ve 'gelmezse zorla getirileceğinin yazılması' şartlarının, şüphelinin/sanığın 'savunma hakkı' ve 'bilgilendirilme hakkı' açısından önemini değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #62490

CMK m.145, adli makamların kişileri ifade veya sorguya çağırmasında uyulması gereken asgari usuli güvenceleri belirler. Bu güvenceler, savunma hakkı ve adil yargılanma hakkının temelini oluşturur. 1) **Çağrılma Nedeninin Açıkça Belirtilmesi:** Bu şart, şüphelinin/sanığın, 'hakkındaki suçlamayı öğrenme hakkı'nın (AİHS m.6/3-a) bir gereğidir. Kişi, hangi soruşturma veya kovuşturma kapsamında, hangi sıfatla (şüpheli, sanık, tanık) ve hangi konuyla ilgili olarak çağrıldığını bilmelidir. Bu bilgi, kişinin ifadeye hazırlıklı gelmesini, bir avukattan hukuki yardım alıp almama konusunda karar vermesini ve savunmasını etkin bir şekilde hazırlamasını sağlar. Belirsiz ve soyut bir çağrı, savunma hakkını kısıtlar. 2) **Gelmezse Zorla Getirileceğinin Yazılması:** Bu ihtar, bir yandan çağrıya uymanın hukuki bir zorunluluk olduğunu hatırlatarak muhakemenin aksamasını önlerken, diğer yandan da kişiyi, uymaması halinde karşılaşacağı sonuç (zorla getirme gibi daha ağır bir tedbir) konusunda 'önceden bilgilendirir'. Bu bilgilendirme, kişinin iradesini serbestçe kullanarak, çağrıya uyup uymama veya mazeret bildirme konusunda bilinçli bir karar vermesine olanak tanır. Her iki şart da, sürecin şeffaf, öngörülebilir ve keyfilikten uzak bir şekilde yürütülmesini sağlayarak, adil yargılanma hakkının temel güvencelerini daha soruşturmanın en başında tesis eder. (CMK m.145; AİHS m.6)