Bir hizmet sözleşmesinde işverenin, işçiye verdiği 'iş arama izni'nin (TBK m.421) hukuki niteliğini ve bu iznin, işçinin talebi üzerine 'ücret olarak' ödenip ödenemeyeceğini, Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını dikkate alarak tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #62483

TBK m.421/2 uyarınca, belirsiz süreli hizmet sözleşmesinin feshinde işveren, bildirim süresi içinde işçiye günde iki saat 'ücretli' iş arama izni vermekle yükümlüdür. **Hukuki Niteliği:** Bu izin, işçinin fesih sürecindeki mağduriyetini azaltmayı ve yeni bir iş bularak işsizlik riskini ortadan kaldırmayı amaçlayan 'sosyal koruma' nitelikli bir haktır. Bu hakkın amacı, işçiye fiilen zaman tanımaktır. **Ücret Olarak Ödenmesi:** Kanun, bu hakkın 'izin' olarak kullandırılmasını emretmektedir. Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre, iş arama izninin amacı fiilen kullandırılması olduğundan, bu izin kullandırılmadığında, işveren bu sürelere ilişkin ücreti 'normal ücrete ek olarak, zamlı bir şekilde' ödemelidir. Yani, işçi o iki saatte çalıştırılmışsa, bu süreler normal ücrete ek olarak fazla mesai gibi (uygulamada genellikle %100 zamlı olarak) ödenir. İşçinin talebiyle dahi, bu iznin doğrudan paraya çevrilmesi, kanunun amacına (fiilen iş arama imkanı sağlama) aykırı olduğu için kural olarak kabul edilmez. Ancak, işveren bu izni hiç kullandırmazsa, bunun karşılığı olan ücretin işçiye ödenmesi gerekir. Yargıtay, iş arama iznini kullandırmayan işverenin, işçiye bildirim süresine ait ücretin yanı sıra, iş arama süresine ait ücreti de ödemesi gerektiği görüşündedir. (TBK m.421; Yargıtay içtihatları)