Boşanma davasında, TMK m.166/2'de düzenlenen 'az kusurlu eşin itiraz hakkının kötüye kullanılması' durumunda boşanmaya karar verilebilmesi hükmünü, TMK m.2'deki 'dürüstlük kuralı' ve 'hakkın kötüye kullanılması yasağı' çerçevesinde analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #62482

TMK m.166/2, daha ağır kusurlu davacının açtığı boşanma davasına, daha az kusurlu davalının itiraz edebileceğini düzenler. Ancak bu itiraz hakkı mutlak değildir. Maddenin devamı, 'bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir' diyerek, bu hakkın sınırını çizer. Bu, TMK m.2'de yer alan 'dürüstlük kuralı' ve 'hakkın kötüye kullanılması yasağı'nın boşanma hukukundaki özel bir yansımasıdır. **Analiz:** Bir hakkın, sırf karşı tarafa zarar vermek veya onu zor durumda bırakmak amacıyla, amacına aykırı bir şekilde kullanılması 'hakkın kötüye kullanılması'dır ve hukuk düzeni bunu korumaz. Boşanma davasında, eğer evlilik birliği fiilen tamamen bitmişse, taraflar yıllardır ayrı yaşıyorsa ve bir araya gelme ihtimalleri hiç yoksa, yani evliliğin devamında davalı ve çocuklar için korunacak 'hiçbir objektif yarar' (manevi, sosyal, ekonomik) kalmamışsa, az kusurlu eşin sadece davacı eşi cezalandırmak veya ona acı çektirmek amacıyla boşanmaya itiraz etmesi, bu hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilir. Bu durumda hakim, davalının itirazının dürüstlük kuralına aykırı olduğuna kanaat getirirse, davacı daha kusurlu olsa bile, fiilen bitmiş olan evliliği hukuken de sona erdirerek boşanmaya karar verebilir. (TMK m.2, 166/2)