Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2021/8000 E. sayılı kararında, eda davası ile birlikte ileri sürülen bir tespit talebi için, neden ayrı bir vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini, 'davanın özünün eda davası olması' ve 'tespitin eda davası içinde erimesi' ilkeleri çerçevesinde açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #62473

Yargıtay'ın anılan kararında, davacının hem eda (alacak tahsili) hem de tespit talebinde bulunduğu bir davada, mahkemenin kabul edilen alacak miktarı için hükmettiği vekalet ücretine ek olarak, tespit talebinin kabulü için de ayrı bir vekalet ücretine hükmetmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Bunun temel nedenleri şunlardır: 1) **Davanın Özünün Eda Davası Olması:** Davacı, bir alacağın tahsilini talep ettiğinde (eda davası), davanın asıl ve özü bu edim talebidir. Tespit talebi (örneğin, alacağın varlığının tespiti), bu eda talebinin doğal ve zorunlu bir öncülüdür. Mahkeme, alacağı tahsile karar verebilmek için zaten alacağın varlığını 'tespit etmek' zorundadır. 2) **Tespitin Eda Davası İçinde Erimesi:** Bu nedenle, eda talebi, tespit talebini kendi içinde 'eritir' ve kapsar. Ortada hukuken iki ayrı dava veya iki ayrı kabul edilmiş talep yoktur; tek bir eda davası ve bu davanın kabulü söz konusudur. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre vekalet ücreti, davanın niteliğine ve kabul/red oranına göre belirlenir. Bu tür bir davada, tek bir kabul (alacağın tahsili) olduğu için, vekalet ücreti de sadece kabul edilen eda (alacak) miktarı üzerinden hesaplanmalıdır. Tespit talebi için ayrıca bir vekalet ücretine hükmedilmesi, hem davanın hukuki niteliğinin yanlış değerlendirilmesi hem de mükerrer bir ücretlendirme anlamına gelir. (Yargıtay 9. HD, E.2021/8000, K.2021/12322)