İrtikap suçunda, mağdurun, kamu görevlisinin haksız talebine karşı gelmeyip menfaati temin ettikten sonra durumu adli makamlara bildirmesi, TCK m.250'deki suçun oluşumunu engeller mi? Bu durumun, 'icbar' veya 'ikna' unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesindeki rolünü analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #62468

Mağdurun, menfaati temin ettikten sonra durumu adli makamlara bildirmesi, TCK m.250'deki irtikap suçunun oluşumunu 'engellemez'. İrtikap suçu, menfaatin kamu görevlisine 'sağlandığı' veya bu yolda 'vaatte bulunulduğu' anda tamamlanır. Sonradan yapılan şikayet, tamamlanmış olan suçu ortadan kaldırmaz. **Değerlendirmedeki Rolü:** Ancak, mağdurun bu davranışı, eylemin hukuki niteliğinin (irtikap mı, rüşvet mi) belirlenmesinde ve özellikle 'icbar' veya 'ikna' unsurlarının varlığının değerlendirilmesinde önemli bir 'delil' olabilir: - **İcbar Unsuru Açısından:** Eğer mağdur, menfaati sağladıktan hemen sonra, korkunun etkisi geçince durumu ihbar ediyorsa, bu durum, menfaati sağlarken iradesinin gerçekten de manevi cebir altında olduğunun ve baskıdan kendi başına kurtulma imkanı bulamadığının bir göstergesi olabilir. Bu, icbarın varlığını güçlendirir. - **Rüşvet ile Ayrım Açısından:** Eğer mağdur, kamu görevlisiyle bir pazarlık sürecine girmiş, onu oyalamış ve menfaati vermeyi kabul etmiş gibi görünerek, adli makamlarla işbirliği yapıp 'suçüstü' yakalatmışsa, bu durum, iradesinin baskı altında olmadığını, aksine durumu kontrol ettiğini ve 'baskıdan kolayca kurtulma imkanına sahip olduğunu' gösterir. Yargıtay, bu tür durumlarda, yoğun bir manevi cebir unsuru oluşmadığı için eylemin irtikap değil, 'rüşvete teşebbüs' suçunu oluşturabileceğine karar vermektedir (Bkz: Yargıtay 5. CD, E.2015/8809). Kısacası, mağdurun sonraki davranışı, suçun oluşumunu engellemez ama suçun vasıflandırılmasında kritik bir rol oynar. (TCK m.250)