HMK'ya göre 'yargılamaya hakim olan ilkelerden' olan 'tasarruf ilkesi' ile 'taraflarca getirilme (hazırlama) ilkesi'ni, boşanma davası gibi kamu düzenini ilgilendiren davalarda hakimin 're'sen araştırma yetkisi' ile olan ilişkisi ve çatışması açısından değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #62466

Özel hukuk yargılamasına hakim olan iki temel ilke şunlardır: 1) **Tasarruf İlkesi (HMK m.24):** Hiç kimsenin, kendi lehine olan bir davayı açmaya veya devam ettirmeye zorlanamayacağını ifade eder. Davayı açmak, konusunu belirlemek, devam ettirmek veya sona erdirmek tarafların (genellikle davacının) iradesine bağlıdır. 2) **Taraflarca Getirilme İlkesi (HMK m.25):** Kural olarak, hakim kendiliğinden delil toplayamaz. Davanın temelini oluşturan vakıaları ve bu vakıaları ispatlayacak delilleri mahkemeye sunma yükümlülüğü taraflara aittir. **Kamu Düzenini İlgilendiren Davalarda Durum (Boşanma Davası):** Ancak, boşanma, velayet, babalık gibi kamu düzenini yakından ilgilendiren davalarda bu ilkeler esner ve 'hakimin re'sen araştırma yetkisi' devreye girer. - **Tasarruf İlkesi:** Boşanma davasını açıp açmamak yine de tarafların iradesine bağlıdır. Hakim kendiliğinden boşanma davası açamaz. - **Taraflarca Getirilme İlkesinin Zayıflaması:** Bu ilke, boşanma davalarında önemli ölçüde zayıflar. TMK m.184, hakime 'delilleri serbestçe takdir etme' ve boşanma sebebini oluşturan olguların varlığına 'vicdanen kanaat getirme' yükümlülüğü verir. Bu, hakimin, tarafların sunduğu delillerle yetinmeyip, maddi gerçeğe ulaşmak için 're'sen (kendiliğinden)' delil toplayabileceği (örneğin, ilgili kurumlardan kayıt isteme, tanık dinleme kararı verme) anlamına gelir. Bu durum, özellikle çocuğun üstün yararının ve ailenin korunması gibi kamu yararı taşıyan konularda, tarafların iradelerinin üzerinde bir yargısal denetim mekanizması oluşturarak, taraflarca getirilme ilkesi ile re'sen araştırma yetkisi arasında bir denge kurar. (HMK m.24, 25; TMK m.184)