HMK'ya göre, bir davanın 'taraflarının', dava konusunun ve 'dava sebebinin' aynı olduğu durumlarda, ikinci kez açılan bir davanın 'kesin hüküm' (HMK m.114/1-i) nedeniyle usulden reddedilmesi ilkesini açıklayınız. Boşanma davası reddedildikten sonra, yeni vakıalara dayanılarak yeniden boşanma davası açılmasının neden kesin hüküm itirazıyla karşılaşmayacağını tartışınız.
Kesin hüküm, bir dava şartı olup (HMK m.114/1-i), aynı taraflar arasında, aynı dava konusunda ve aynı dava sebebine dayanılarak daha önce verilmiş ve kesinleşmiş bir mahkeme kararının bulunması halinde, ikinci davanın dinlenmesini engelleyen bir usul hukuku ilkesidir. Amacı, hukuki uyuşmazlıkların sonsuza kadar devam etmesini önlemek ve mahkeme kararlarına güveni sağlamaktır. **Boşanma Davasında Durum:** Bir boşanma davası, belirli vakıalara (dava sebebine) dayanılarak açılır ve mahkeme bu vakıaları değerlendirerek davayı reddederse, bu karar kesinleştiğinde, o vakıalar açısından kesin hüküm oluşur. Davacı, 'aynı vakıalara' dayanarak yeniden bir boşanma davası açamaz; açarsa bu yeni dava kesin hüküm nedeniyle reddedilir. **Yeni Vakıalara Dayanarak Dava Açılması:** Ancak, boşanma davasının reddedilmesinden 'sonra' ortaya çıkan 'yeni vakıalara' (örneğin, yeni bir şiddet olayı, yeni bir aldatma eylemi) dayanılarak yeniden boşanma davası açılması mümkündür. Çünkü bu durumda, 'dava sebebi' (davanın temelini oluşturan maddi vakıalar) artık aynı değildir. Her yeni vakıa, yeni bir dava hakkı doğurur. Bu nedenle, retle sonuçlanan bir boşanma davasından sonra, yeni olaylara dayanılarak açılan bir dava, kesin hüküm itirazıyla karşılaşmaz ve mahkeme tarafından esastan incelenir. (HMK m.114/1-i)