AİHM Yalçınkaya Kararı'nda, bir kamu görevlisinin meslekten çıkarılmasının 'ceza hukuku anlamında bir ceza' olarak nitelendirilmesinin, AİHS'in 6. maddesindeki (adil yargılanma) ve 7. maddesindeki (kanunsuz ceza olmaz) güvencelerin bu işlemlere uygulanması açısından doğurduğu sonuçları, 'Engel kriterleri' çerçevesinde açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #62457

AİHM, bir işlemin 'ceza' niteliğinde olup olmadığını belirlerken, ulusal hukuktaki tanımına değil, kendi geliştirdiği 'Engel kriterlerine' bakar. Bu kriterler şunlardır: 1) Eylemin ulusal hukukta nasıl sınıflandırıldığı, 2) Eylemin niteliği, 3) Yaptırımın niteliği ve ağırlığı. AİHM, Yalçınkaya Kararı'nda ve benzer kararlarda, KHK ile kamu görevinden çıkarmanın, kişinin mesleğini ömür boyu yapmasını engellemesi, sosyal ve ekonomik hayatı üzerinde çok ağır sonuçlar doğurması gibi nedenlerle, 'yaptırımın ağırlığı' kriteri gereği 'ceza hukuku anlamında bir ceza' olduğuna karar vermiştir. **Doğurduğu Sonuçlar:** Bu nitelemenin en önemli sonucu, normalde idari işlem sayılan bu ihraç kararlarına, ceza hukukuna özgü olan en temel güvencelerin uygulanması zorunluluğudur: 1) **AİHS m.6 (Adil Yargılanma):** Sanığa tanınan tüm haklar (masumiyet karinesi, savunma hakkı, delillere itiraz hakkı, gerekçeli karar hakkı, avukat yardımı vb.) ihraç süreçlerinde de uygulanmalıdır. 2) **AİHS m.7 (Kanunsuz Suç ve Ceza Olmaz):** İhraca neden olan 'irtibat ve iltisak' gibi kavramların, suçun işlendiği tarihte kanunla açıkça, belirli ve öngörülebilir bir şekilde tanımlanmış olması gerekir. Sonradan yaratılan veya geniş yorumlanan kavramlara dayanılarak ceza verilemez. Bu niteleme, KHK ile ihraç işlemlerinin hukuki rejimini tamamen değiştirmiş ve bu işlemlerin temel haklar açısından çok daha sıkı bir denetime tabi tutulması gerektiğini ortaya koymuştur. (AİHS m.6, 7; AİHM Yalçınkaya Kararı; Engel ve diğerleri v. Hollanda Kararı)