Maddi tazminat davalarında 'faiz başlangıç tarihi'nin, haksız fiillerde 'olay tarihi' olarak kabul edilmesinin hukuki temelini ve bu kuralın, 'borçlunun temerrüdü' kavramından ayrılan yönlerini, zararın doğduğu an ilkesi açısından tartışınız.
Borçlar hukukunda kural olarak temerrüt faizi, borçlunun alacaklının ihtarıyla temerrüde düştüğü tarihten itibaren işlemeye başlar. Ancak haksız fiillerden doğan tazminat borçları için bu kural uygulanmaz. Haksız fiillerde faiz, 'olay (haksız fiil) tarihinden' itibaren işlemeye başlar. **Hukuki Temeli ve Farkı:** Bu uygulamanın hukuki temeli, haksız fiil borcunun, 'zararın meydana geldiği anda' muaccel (istenebilir) hale geldiği kabulüdür. Haksız fiili işleyen kişi, zararı verdiği andan itibaren bu zararı giderme borcu altına girer ve aynı anda temerrüde düşmüş sayılır. Bu nedenle, alacaklının ayrıca bir ihtar çekerek borçluyu temerrüde düşürmesine gerek yoktur. Faiz, zararın doğduğu andan itibaren işlemelidir ki, zarar görenin paranın değer kaybından kaynaklanan ek mağduriyeti giderilebilsin. Bu, tazminatın 'tam giderim' ilkesinin bir gereğidir. Temerrüt faizinde borcun muaccel olması yeterli değilken, haksız fiil faizinde zararın doğmasıyla borç hem muaccel olur hem de borçlu temerrüde düşmüş kabul edilir. Bu, haksız fiil sorumluluğunun, sözleşmesel borçlardan daha ağır bir sorumluluk olmasının bir sonucudur. (Metin içi atıflar)