Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2015/13930 sayılı kararında, mahkeme zabıt katibinin temyiz masrafı adı altında aldığı paranın bir kısmını zimmetine geçirmesi eyleminin neden 'zimmet' değil de 'ikna suretiyle irtikap' olarak nitelendirildiğini, paranın 'zilyetliği' ve 'elde edilme şekli' açısından karşılaştırarak analiz ediniz.
Zimmet ve ikna suretiyle irtikap suçları, her ikisi de kamu görevlisi tarafından işlense de, suçun konusu olan mal veya paranın elde edilme şekli açısından temel bir fark gösterir. **Zimmet Suçu (TCK m.247):** Bu suçta, mal veya para, kamu görevlisine 'görevi nedeniyle zilyetliği (fiili hakimiyeti) devredilmiş' veya 'gözetimiyle sorumlu olduğu' bir maldır. Kamu görevlisi, kendisine yasal olarak tevdi edilen bu parayı veya malı, sonradan kendi mülkiyetine geçirir. Yani, parayı elde etme anında bir hukuka aykırılık yoktur; hukuka aykırılık, sonradan yapılan zimmete geçirme eylemiyle ortaya çıkar. **İkna Suretiyle İrtikap Suçu (TCK m.250/2):** Bu suçta ise, mal veya para kamu görevlisinin zilyetliğinde değildir. Kamu görevlisi, hileli davranışlarla mağduru aldatarak, paranın 'doğrudan kendisine verilmesini' sağlar. Paranın elde edilme anının kendisi, hileli bir eyleme dayanır. **Kararın Analizi:** Yargıtay'ın anılan kararında, zabıt katibi, temyiz masrafını vezneye yatırması gereken mağduru, hile ile yönlendirerek parayı 'doğrudan kendisine' almıştır. Para, hiçbir zaman yasal olarak katibin zilyetliğine girmemiştir. Katip, görevinin sağladığı güveni kullanarak mağdurun iradesini yanıltmış ve parayı bu hileli eylem sonucunda elde etmiştir. Bu, tipik bir 'ikna suretiyle irtikap' suçudur. Eğer mağdur parayı usulüne uygun olarak vezneye yatırsaydı ve katip sonradan bu parayı kasadan çalıp zimmetine geçirseydi, eylem zimmet suçunu oluştururdu. Temel fark, paranın elde edilme anındaki hukuki durumdur. (TCK m.247, 250/2; Yargıtay 5. CD, E.2015/13930)