Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun, belirli bir alacak için 'belirsiz alacak davası' açılması durumunda, davanın 'kısmi dava' olarak görülmesi gerektiği yönündeki içtihadının, HMK m.109/2'nin yürürlükten kaldırılmasıyla olan ilişkisini ve bu durumun davacıya sağladığı usuli avantajları açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #62441

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun bu yöndeki içtihadı (örn. HGK 2019/576 K.), HMK m.109/2'nin yürürlükten kaldırılmasıyla doğrudan ilişkilidir. **HMK m.109/2'nin Kaldırılmasından Önceki Durum:** Bu fıkra, 'Alacağın tamamı için talepte bulunulabileceği açıkça anlaşılmakta ise, kısmi dava açılamaz' hükmünü içeriyordu. Bu nedenle, alacağı 'belirli' olan bir davacı, kısmi dava açamıyordu. Eğer yanlışlıkla belirsiz alacak davası açmışsa ve alacağı belirli çıkmışsa, mahkemeler davayı 'hukuki yarar yokluğu' nedeniyle reddedebiliyordu. **Değişiklik Sonrası Durum ve Yargıtay İçtihadı:** HMK m.109/2'nin kaldırılmasıyla birlikte, artık 'belirli alacaklar için de kısmi dava açılması mümkün hale gelmiştir'. Yargıtay da bu değişikliğe paralel olarak, alacağı belirli olduğu halde belirsiz alacak davası açan davacının davasının reddedilmemesi, bunun yerine 'kısmi dava' olarak kabul edilerek esastan incelenmesi gerektiğine karar vermiştir. **Davacının Usuli Avantajları:** Bu içtihat, davacıya önemli avantajlar sağlar: 1) **Dava Reddi Riskinin Ortadan Kalkması:** Davacı, alacağının niteliğini (belirli/belirsiz) yanlış tespit etmesi nedeniyle davasının usulden reddedilmesi riskinden kurtulur. 2) **Hak Kaybının Önlenmesi:** Dava, kısmi dava olarak görülmeye devam ettiği için, davacı yargılama sırasında alacağı netleştiğinde 'ıslah' yoluyla talebini artırabilir ve alacağının tamamına kavuşabilir. Bu, davacının hak arama özgürlüğünü ve adalete erişimini güçlendiren, usul ekonomisine uygun bir yaklaşımdır. (HMK m.109; Yargıtay HGK 2016/1166 E., 2019/576 K.)